BİLİM AHLÂKI, DÎNİ SOSYOLOJİK GERÇEKLİK...
Ahmet AYDIN

Ahmet AYDIN

BİLİM AHLÂKI, DÎNİ SOSYOLOJİK GERÇEKLİK...

27 Ağustos 2020 - 14:04

         Bilim, ahlak ve bilim ahlakından bahsetmeden önce, bir takım kavramların, sözlük ve istılâhi anlamlarını bilmemiz gerekir.
         AHLAK: (أخلاق) i,(ar, hulk " yaratılış, tabiat, huyun çoğul şekli, Ahlâk)
1) İnsandaki iyi ve kötü huylar tabiat; zaman geçtikçe birbirinin ahlakını o kadar öğrendiler, yekdiğerinin o mertebe o derece mizacgiri oldularki...( Hüseyin Rahmi Gürpınar)
2) İyi huylar, insanı manen yükselten iyi tabiatler, faziletler. Allah insana kendi ahlâkını vermek istemişti. (Ömer Seyfettin)
3) Bir toplumda davranışlar ve herkezin uyması gereken kurallar.
4) Ahlak Bilimi: Bu ahlak kitabını kim yazmış....
            BİLİM: (Bil-i-im ) yeni ilim düzeni, bilgi.
* Bilim adamı, ilmî çalışmalar yapan kimse, âlim, bilgin, ilim adamı.
Bilim dili: Çeşitli bilim dallarında kullanılan ve içinde o bilime ait terimler bulunan dil.ilim dili.
Bilim Kurgu: Çağdaş bilim verilerinden yararlanılarak hayal gücüyle oluşturulan( filim, roman, v.b.)
         İmmanuel Kant 1974' lerde aydınlanma ile ilgili olarak, şunları söylüyordu: " Aydınlanma, insanın kendi suçu ile düşmüş olduğu bir ergin olmama durumundan kurtulmuş olmasıdır. Bu ergin olmayış durumundan kurtulması ise, insanın kendi aklını, bir başkasının kılavuzluğuna başvurmaksızın kullanamayışıdır. İşte bu ergen olmayışa insan kendi suçu ile düşmüştür. Bunun nedenide aklın kendisinde değil; fakat aklını başkasının kılavuzluğu ve yardımı olmaksızın kullanmak kararlılığını ve yürekliğini göstermeyen insanda aramalıdır. " Aklını kendin kullanarak cesaretini göster sözü, aydınlanmanın parolası olmaktanda öte, bir anlamda kutsal değerlere açılan savaşı nitelendirmektedir.
            Çoğu filozof ahlak sisteminin varlığını sorgulamadan, olduğu gibi, tarihi bir gerçek ola-rak kabul etmiş ve bunun ilâhi metafizik nedeni veya nesnel geçerliliği ile ilgilenmemiştir. Bir çoğu ahlâk sistemindeki geleneksel ahlak anlayışını kırmaya çalışarak sözde akla uygun, bilimsel ve din dışı bir tanım yapmaya çalışmıştır. Ancak bu girişimleri; sistemi, toplumsal temellere indirgemekten ibaret kalmış ve bütün yapılan" Tanrının yerine toplumu veya başka şeyleri geçirmek olmuştur. Son zamanların en güncel kavramı ise modernizm olmuştur.
           Din ve ahlâk, toplum hayatını düzenleyen ana unsur halindeydi. Ancak" Aydınlanma" ile birlikte köklü değişiklikler yaşanmaya başlandı. Bu değişikliğin çıkış noktasını ise materyalist yaklaşım oluşturmaktaydı. Din karşıtı düşünürlerin, felsefî düşüncelerinin yayılması ve bunların neden olduğu siyasî değişiklerle, Batı toplumu din ve ahlâkî değerlerden kopmaya başladı. " Maddeci ve insan merkezli" ideoloji ve akımlar, toplumlara her şeyin yalnızca bu dünya hayatından ibaret olduğunu, insanın kendisinden başka hiçbir şeye karşı sorumlu olmadığını, hatta yaşamın ve tüm evrenin kör tesadüfleri eseri olduğunu anlatmaya başladılar. Bilim, felsefe, sosyoloji, ekonomi, psikoloji gibi çok farklı alanda ardı ardına metaryelist ve ateist teorisyenler ortaya çıktı.
         Said Nursi; hem akıl, hemde kalp ile gitmeyi öngören Kur' anın yolunu seçerek, yüzyıllardır biribirine zıt bir çizgide olduğu değerlendirilen mektepliler-fenliler ile medrese tekke ehlini barıştırmış ve orta yolda buluşturmuştur.
       Ayrıca din ilimlerini terk eden fen ve felsefî akımlarla, fen ve felsefeyi terk eden din adamlarının durumunu şu satırlarla. dile getirir. " Aklın nuru, medeniyetin fenleri, vicdanın ziyası ise din ilimleridir. Bu ikisinin birarada olması ile gerçekler ortaya çıkar" Ayrılmaları durumunda ise sadece fen ilimleri tahsil edende hile ve şüphe, yalnız din ilimleri çalışanlarında da taassup doğar. (intizam Seyda Durgun' dan alıntıdır)
           Bilim, ahlak ve bilim ahlâkı retoriğini yaptıktan sonra temel vurgu ve anlatmak istediğimiz, bugünki medeniyet tasavvurumuz maddeci felsefe ve modernizm hastalığına yakalanmış olmamızdır. Yeni mimaride, endüstriyel düşünceye kapı aralanmış, hukukta pozetif akıl önde tutulur olmuş, insan öznesi ve kişiliği atlanmış, endüstri de ise sadece faydacılık, ekonomik fayda el üstünde tutulmuş, insan-ı oluşturan temel değerler, erdemlilik atlanmış, tıp ilminde, dini terminolojik bilgi ve insanî unsurlar atlanarak, daha fazla kar, Örn,( ilaç sektöründe kar maksimizasyonu ana hedef  olup, hastalığı toptan iyileştirmek yerine tadavi sürecini uzatmak cihetine yönelinilmiştir. Çin' in Wuhan şehrinde çikan Kovid 19 Corona veba salgını ise, ne idüğü bilinmez, sağlık üzerinde çeşitli spekülasyonlara sebeb ola-rak , rant ekonomisine dönüştürülme çabası hâli hazırda sürmektedir.
           Sözün Özü; Din olmadan bilim yapmak, bilim olmadan din yapmak, hukuk, endüstri, ekonomi, psikoloji, sosyoloji ve mimarî bilimide buna dâhildir. Kainat ve evreni genelde, özelde insanı tarumar etmektedir.
         Buluşlar, icadlar ve dahi silahlar insanların hayrına olmayıp adeta insanlığı YOK etmek için kullanilmaktadır. Hiroşimaya atılan bomba gibi, ayrıca insanlığı kısırlaştırmak için kullanılan aşı örnekleri gibi, bunları başka şeylerle de çoğaltmak mümkündür.
          Ayrıca 65 yaş üstü sokağa çıkma yasağının insanî olmadığınıda bildirmek isterim, belki kısıt olabilir ancak tamamen ev hapsine yaşlılar diye cezalandırmanın doğru olmadığını düşünenlerdenim, amaç bulaş önlemekse , maketler, bakkallar, kafeler, pazar yerleri ve daha bir çok işyeri açık olduğu halde ve gençlerin buralara gittiği ve Covid 19 eve yaşlı amca ve ve teyzeye taşımadıkları ne malum. Ve yine camilerde toplu namaz kılmanın geç başlaması ayrık nizam olsa bile, dinî yaşamın sekteye uğraması müvacehesinde rehavet olduğunu düşünüyorum.
          Özetle, dini yaşamla, felsefe, teknoloji, biyoloji, Akademiya, tıp, hukuk, endüstriyel bilimler içiçe yürümelidir. Sadece madde boyutuyla bakmak insan-ı maddeleştirirken diğerlerini ötekileştirir. Sadece mâna boyutuna bakmak kişiyi tutucu ve bağnaz ve taklid boyutuna indirgeyerek insanın terakki ve tekâmülünü engeller. Böylece bilimin ve ahlakın, bilim ahlâkının insanî ve vicdanî boyutunu bir nebze gözler önüne sermeye çalıştık. Yani madde ve mânayı ön planda tutarak Akademya ve İlahiyat bilimcileri ortak akılla, insanlığa çare oluşturacak, bilim ve ilimi bırlıkte çalışarak insanlığın yararına sunmanın çalışma ve gayretini hem dini hem beşeri hem sosyolojik hemde teknolojik anlamda üretmeliler. Hukuk fakültelerinde islam hukuku, tıp fakültelerinde insanın dinî ve metafizik boyutu, endüstri ve ekonomi fakültelerinde ise insan ve mükemmellliği ile ilgili ahlâkî ve onursal süreci maneviyat boyutu mutlaka okutulmalıdır.
         Son söz; 
Yamadık dünyamızı yırtarak dinimizden
Dünyada gitti, ukbada gitti elimizden.
Mehmet Akif Ersoy
         Hoşça kalınız...
          

Bu yazı 6723 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum