Demokrasi Kültürü ve Darbe Kültü...
Ahmet AYDIN

Ahmet AYDIN

Demokrasi Kültürü ve Darbe Kültü...

Askeri darbe nedir? Askeri darbe bir ülkede silahlı kuvvetler mensuplarının silah zoru ile ülke yönetimine el koyması. Hükümetlerin ekonomik sorunları çözmekle başarısız oldukları iddiası, Cuntacılar tarafından askeri darbelerin başlıca sebebi olarak gösterilir. Peki; 15 Temmuz darbe girişimi veya kalkışması aynı şekilde gerçekleşmesi durumunda bir iç savaş ve dış devletlerin müdahalesine açık hale gelişimiz ve de Türkiye'nin Suriyelileşme gibi, bir durumla karşı karşıya kalacaktık. Yani Facia, kan, zulüm ve gözyaşı her tarafımızı saracaktı.

15 Temmuz akşamına dönersek, FETÖ denen cemaat yapılanması adına, ister Asker içinde azınlık bir grubun Cunta, darbe kalkışması, ülkeye, millete demokrasinin mabedi parlamentoya alçakça, zalimce, haince vurulan bir hançerdir.  Ayrıca daha önce yapıla gelen askeri darbelerin mantığına da terstir. Yani ülkede ekonomik buhran yok, sağ-sol, laik antilaik herhangi bir silahlı çatışma yok. Halkın bir defa, Asker gelsin yönetime el koysun diye askere bir daveti yok. Dolayısıyla bu alçakça girişimin kendi bağlamında siyasal bir karşılığı da mevcut değil. Demek ki, Dış mihrakların yerli işbirlikçilerle ve uşaklarıyla Türk demokrasisine ve milletine tuzak kurma ve hain emelleri var.

Ancak yemedi ve yetmedi. İzahına gelince, Demokrasi kültürüne ekonomik, siyasi ve kültürel bedeller ödeyen halk, Darbe kültürüne karşı mukavemet mekanizması geliştirdi ve bunu içselleştirdi.

Adnan Menderesi darbeyle, Turgut Özal'ı da zehirlenmeyle kaybeden halk bu sefer Tayyip ERDOĞAN’ı, liderini Leş Kargalarına yem etmek istemedi. Ayrıca demokratik kazanımlarını berheva etmeye ne de ülkesinin bölünmesine, dış güçler tarafından paylaşılmasına razı olmadı. Bunda Milletin feraseti ve Allah’ın yardımı vardır. Darbeyi püskürten başta güvenlik güçleri ve Mehmetçiğin şanlı direnişi. Dünya ve ahiret harikası Şanlı Asker Kıdemli Bçvş. Ömer Halisdemir, Komutanı Aksakallı'dan aldığı emirle darbeci Semih Terzi'yi alnından vurarak darbenin seyrini değiştirerek kendisi bu aziz vatan ve millet uğruna Allah adına diğer Şehitlerimiz gibi arş-ı ala ya çıktı. Mekanı Cennet Olsun.

Şimdi artık Orduyu, milleti yeniden yapılandırma vakti. Hiçbir cemaate ayrıcalık tanımadan, Darbeci zihniyete yaltaklık eden bürokrasiye prim vermeden, ehliyet, liyakat ve vatan sadakatine (kurum kültürüne riayet eden) şahıslar devlet bürokrasisinde yer almalı. Cemaatlerin, Tarikatların tahrifatlarını Diyanet İşleri Başkanlığı ehli sünnet geleneğine göre yeniden formatlamalı. Her kesim kendi işiyle meşgul olmalıdır. Ergenekon ve Balyoz davalarında olduğu gibi her kesimi, bütün bir camiayı, top yekün FETÖ kurbanı yapmadan teröre, darbeye paralel devlet yapılanmasına destek verenler en ağır cezayla yargılanmalı. Ancak bu meş’um yapıya hasbel kader; MGK (milli güvenlik siyaset belgesi) kırmızı kitaba girinceye kadar sempati beslemiş veya hizmet niyetiyle içerisinde bulunmuş diye, sapla samanı ayırmadan top yekun cezalandırma moduna gidilmemelidir. Çünkü böyle bir yaklaşım yeni bir mağduriyet dalgası, toplumda yeni fay hatları oluşturur. Dediğimiz gibi, Terörle iltisaklı insanlar devlet nizamından tasfiye edilmeli, masum kişiler ayıklanmalıdır. Pirincin içindeki beyaz taşı ayırmak neyse bu ayıklamada öyle yapılmalıdır. Evrensel hukuk ve adalet ilkesinden taviz verilmemelidir.

T.C Devleti milletiyle, Devletiyle darbeleri modern olsun, postmodern olsun tedavülden kaldırmalıdır. 1960-1971 e-muhtıra ve 80 darbesi en son 28 Şubat postmodern darbesi, hem siyaset zeminini alt üst etmiş, ekonomiye ve kültürel yozlaşmaya çanak tutmuştur. Darbenin iyisi olmaz, En kötü demokrasi darbecilik oynamaktan iyidir. Bir yönetimin doğruluğuna veya yanlışlığına halk karar verir, orası da sandıktır. Yani Halkın hür iradesidir. Türk Milletinin iradesiyle yaşama azmiyle kimse oynamaya kalkmasın. Ve nitekim 15 Temmuz 2016’da Sünnisi, alevisi, laiki, dindarı, türkü, kürdü nasıl bir dayanışma içerisinde olduğumuzu, Yenikapı’da yeni bir süreç başlatarak Sn. Cumhurbaşkanı R.Tayyip ERDOĞAN, Sn Başbakan ve muhalefet liderleri, Diyanet işleri başkanı ve azınlık dini grupların temsilcileri, STK ve mahşeri kalabalık, Asil Milletimizle vatanın milletin bölünüp parçalanmayacağını Birliğimizi, Dirliğimizi, Bekamızı bir kere daha yüksek tonla haykırmış ve tarihe yazmıştır.

Bu yüzden; Tek Bayrak, Tek Millet, Tek Vatan, Tek Devlet Diyoruz. Hep Beraber Yeniden…

Hoşça kalınız...

 

Bu yazı 11164 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum