DÜNYA SAHNESİ, AHİRET SINAVI, RAMAZAN-I ŞERİFİ UĞURLARKEN...
Ahmet AYDIN

Ahmet AYDIN

DÜNYA SAHNESİ, AHİRET SINAVI, RAMAZAN-I ŞERİFİ UĞURLARKEN...

11 Haziran 2019 - 03:03

Ramazan-ı Şerif, 30 gün gibi kısa bir zaman dilimiydi, sayılı günlerdi, hasretle bekleyip, ahlâk ve maneviyatla uğurladık. Şöyle ki; günde onaltı saat aç kalarak, nefs-i dizginlemenin nemenem zor bir şey olduğunu, zabtu rapt altına alarak, sabrederek

tecrübe ettik.

İftar sofralarımızı garip gurebaya açarak, hayattan bağımsız başka hayatların da hayatımızda VAR kabul ederek, paylaşımcı ruhu âdeta yeniden keşfettik. Özellikle,Ramazanda kalp kırmamaya ve kul hakkı yememeye, dedikodu, iftira ve gıybetten azamî derecede sakınıp, yapmamaya özen gösterdik, zekat ve fıtır sadakaları verip, zengin yoksul ayrımını sosyal dengeye oturtmaya çalıştık, Ülkemizde zekat

Ramazan'da veriliyor, kendim sene boyunca vermeyi daha doğru buluyorum....

Genel veriler ışığında Ramazan-ı Şerif’te suç oranları düşüyormuş. Gasp,şiddet, kadına şiddet, çocuğa şiddet, hayvana şiddet, cinayet gibi suç unsurları azalıyormuş. Ramazan'da şeytanlar bağlanır diye kayıt düşer, Hadis-i Şerifler, yâni insanımız, Ramazan-ı Şerif diye, Mûbarek aya hürmeten de olsa daha az suç işleme eğiliminde bulunurlar.

Demek oluyor ki; bir aylık kısa sürede insanlar, nefislerini kötü duygulardan soyutlayıp, mümince güzelleşebiliyorlar. Ki, bu bir aylık süreçtir. Halbuki bize verilen bir ömürdür. Yine de kısadır; yapmamız gereken dünya sahnesinde, Ramazan ayı boyunca edindiğimiz, sabır, şefkat merhamet, kula saygı insan haklarına, evrensel ilâhî değerlere saygıyı, ahiret sınavında olduğumuz için bir ömür boyu sürdürmemiz. Nasıl ki Ramazan'da bir takım ilâhî yüklemeler, sorumluluklar yüklenmişse, başta Namaz olmak üzere, Oruç gibi, Kur'an tilaveti ve teravih kılma şuuru, Zekât, İnfak, sosyal yardımlar gibi, bunların manevî mükafatı da hem Bayram ve hem de Ahiret yurdunda verilmesidir.

İşte bu sınavdır ve sınavda tabirimi mazur görün, ya bütünlemeye kalma, ya sınıfta kalma veyahut sınavı geçiş, başarı söz konusudur. Buna Kuran-i tabirle, kabir yolculuğu, Berzah, Cennet, Cehennem ve Ruyetullah, Allah'ın cemalinin görülmesi gibi son tacı da eklersek, sınav; doğumla başlıyor, ölüm ve ölüm ötesi olarak DEVAM ediyor.

Bu da bizlere, peygamberlerin ve son peygamber Hz. Muhammed (SAV)’in getirdiği ilâhi öğretilerden geliyor. Bizler işitip isyan değil, ayet mucibince işitip itaat ettik, emr-i ilahisine boyun eğdik. Allah'ın bize bahşetmiş olduğu ömür sermayesini Rahmanî bir şekilde kullanıp, hakikati maneviyye, kemâl buuduna ulaşıp, insan-ı kâmil olduk ve cenneti, köşkleri, Peyganberin havzasını ve en son Allah'ın rızasını kazanmayı hak edip bu GÜZEL nimetlere gark olduk.

İşte ben buna Rahmanî kul boyutu diyorum...

Şeytani ve Tağuti kul boyutu ise insanları üzmek, kırmak zulmetmek, mala tecavüz, haneye tecavüz, kula tecavüz, her türlü hile hurda, şarlatanlık, ahrette cehennemi boylama, aşağılanma, her hâk sahibine hakkının verilmesidir. İnanmayanlar açısından şöyle bir kaydı itirazı gelebilir; Dünyada bu rezillikler, melanetler işleniyor da, Allah bu adil olmayan yaklaşıma neden, göz yumuyor?

İşin rengi öyle değil esasında....

Kul hakkı yiyen, onun bunun malına çöken, ırz ve namus düşmanı, insan müsveddeleri sanmayın ki, çok  rahatlar, hem vicdan azabı dediğimiz ilâhi adaleti, vicdansız duygularında yaşarlar, kimseye belli etmeden, içleri kahve kavurur ve hem de Allah (cc) onlara yaptıkları kötülüklerin karşılığını misliyle verir. Çoluğu, çocuğu perişan ve fakr-ü zaruret içersinde yaşarlar, cezası ertelenen veya onaylanmayanlar ise bir hikmete binaen aleyh ahiret yurduna ertelenir. Orada hesap gününde sevap günah terazisinde amel defteri tartılır, hesaplanır. Boynuzsuz keçi, boynuzlu keçiden hakkını

alır ve ilâhi adalet yerini bulur.

Dünya bir sahnedir, figuran, oyuncular bizleriz. Senaryoyu yazan gerçek senarist Yüce Allah, Yaşamı ve kaderi yaratan Allah, biz kullarına seçim hürriyeti, seçme hürriyeti vermiştir. Amentünün altı esasından biridir, hayır ve şerrin Allah'tan olduğuna iman.

Ya şerri Tağuti hükümleri seçerek, küfür, kâfir ve münafık veyahut hayrı seçerek görece iyi fâcir, fasık müslim, daha iyi ve ileri boyutu hakikî müslüman, ehlî muvahhid, ehl-i kıble ve kâmil bir mümin oluruz....

Heyhat!.. Hayat kısa seçimlerden ibaret. Yaşam bir seçim. İyiyi de, kötüyü de seçmek bizim ellerimizde. Biz biz olalım siz, siz olun, aman ha! Zor ve meşakkatli de olsa, nefse ağırda gelse, şeytani ve süflî arzuya uygun da gelse, şeytani ve nefs-i olanı değil, Rahmanî ve Abid boyut, kul boyutunu, insan-ı kâmil olanı seçin. Hem dünyanızı hem ahiretinizi kazanın…

Ramazanın güzelliklerini ve mânevî iklimini bir ömür boyu, ömrünüzde yaşatın. Bu saikle, dünya sahnesinde, ahiret sınavını kazanmanın, huzur ve mutluluğunu ve kıvancını yaşayın ......

Allah'a emanet olunuz, Agâh kalınız Efendim!..

Hoşça kalın…

 

Bu yazı 436 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum