MERHABA, KAMUOYUNA BİLGİLENDİRMEDİR !
Av. Devrim Nur KAYABALI

Av. Devrim Nur KAYABALI

HUKUKÇU GÖZÜYLE

MERHABA, KAMUOYUNA BİLGİLENDİRMEDİR !

26 Mart 2020 - 20:30

Çok değerli İstanbul GÜNDEM okuyucularımız, Ben, Av. Devrim Nur Kayabalı olarak bugün itibari ile bu kıymetli Aileye katılarak sizlerle Yorum yazılarımla bir arada olacağız. Bu vesileyle sizleri saygılarımla selamlıyorum… Dilerseniz hemen İlk yorum yazıma geçelim…
X   X  X
Dünya Sağlık Örgütü’nün ( DSÖ ) ‘’Pandemi’’ ilan ettiği Koronavirüs olarak da bilinen Covid-19 salgını nedeniyle tüm dünyanın tedbirel anlamda evlerine hapsolduğu ve hayatın neredeyse durduğu malumunuzdur.
Tüm dünyayı etkisi altına alan salgın şüphesiz ki, adli ve idari yargı ile cezaevleri ve infaz prosedürleri üzerinde de etki bıraktı. Salgın hukuki anlamda ‘’ Mücbir Sebep’’ statüsünde değerlendirilerek, birçok yargı faaliyeti ve zamanaşımı süreleri duraklatıldı. Mücbir Sebep, kanunlarımızda açıkça tanımlanmamış olmakla birlikte uygulama da ‘’ kontrol ve irade dışında gerçekleşen, beklenmeyen, önlenemeyen ağır hastalık, salgın, doğa olayları’’ gibi hallerin tamamını ifade eden bir kavramdır.
Bu bağlamda Adli ve İdari Yargıda devam eden duruşma günleri ivedi işler ve tutukluluk halleri hariç 14.04.2020 tarihine kadar ertelendi, 2279 Sayılı ve 24.03.2020 tarihli Cumhurbaşkanlığı Kararı ile başlamış olan İcra Takiplerine ilişkin süreler – Nafaka Alacakları haric- durduruldu, tutukluların yakınları ile olan açık görüşleri yasaklanarak, haftada 1 olan telefon ile görüşme hakları artırıldı. Avukatların cezaevlerine girişlerinde ateş ölçme, eldiven ve dezenfektan desteği sağlamak gibi önlemler alındı. Aslında Adli ve İdari yargıdaki sair işlemlere ilişkin örneğin ( Tebligat Çıkarma, dilekçe gönderme ...ve benzeri )işlemlerle ilgili bir durma kararı bulunmadığı halde bunlarda büyük ölçüde duraksamaya uğradı. Çoğu adli görevli rapor alarak adliyeye gitmemeye, gidenler ise 3. Kişiler ile irtibat kurmamaya başladı. Her ne kadar, ivedi işler ve tutukluluk halleri kapsam dışında diyorsak da bu aksaklık ne yazıkki fiili hayatta her merciye olumsuz yönde etki ederek bazı suçların önünü açtı. Birçok ticarethanenin ( eğlence ve yemek mekanları, kahvehaneler, awm ler, şirketler, nargile cafeler, spor salonları ... )gibi mekanların kapatılması bazı Mala Karşı Suçlardan özellikle hırsızlık, yağma, kapkaç gibi suçların sayısında artışa sebep oldu. İnsanlar canları ile boğuşurken birtakım kişiler bu durumu haksız rant elde etmek için fırsat olarak değerlendirdi.
En önemli gelişmelerden biri de şüphesiz halkın uzun zamandır beklediği 2. Yargı Paketi ile gündeme düşen Af Tasarısı olarak da bilinen Ceza İndiriminin tekrar gündeme gelerek çalışmaların hızlandırılması oldu. Kapsam dışı bırakılan birtakım suçlar tasarıya dahil edildi, görüşmeleri hala devam eden tasarının yakın zamanda yasalaşmasını bekleme süreci içerisindeyiz.
Merak edilen sorulardan bir tanesi ise Karantina halinin sözleşmelere etkisi konusu oldu. Türk Hukukunda, mücbir sebep gibi taraflardan birinin edimini ifa etmesini imkansız hale getiren bir durumun ortaya çıkması halinde Türk Borçlar Kanunu (“TBK”)’nun 136. maddesinde yer alan sonraki ifa imkansızlığına ilişkin hükümler uygulama alanı bulmaktadır. Söz konusu madde uyarınca, borcun ifası borçlunun sorumlu tutulamayacağı sebeplerle imkânsızlaşırsa borç sona erecektir. Bu durumda sözleşme ihlali söz konusu olmayacaktır.  Yani, sözleşme çerçevesinde edimini ifa edemeyen vatandaşlarımızın endişe etmesine gerek bulunmamaktadır.
Tabi, her ne kadar endişeye gerek yok desek de özellikle ekonomik anlamdaki dünyadaki dengelerin değiştiği, sektörlerin alt üst olduğu, piyasayı önde götürenlerin gerilediği bir başkalaşım sürecinin başında olduğumuz da alenen ortadadır. Birçok sektörde ekonomik kriz baş göstermektedir. Her ne kadar Ekonomi paketleri ile su serpilmeye çalışılıyor olunsa da bunun yeterli olmadığı da açıktır. Ekonomik faaliyetleri dibe sürüklenen kişilerin ne kadar süre ile ‘’EVDE KAL’’ çağrısına uyum gösterecekleri de belirsiz olmakla birlikte çok uzun sürmeyeceği kesindir. İnsanlar yaşamak için kazanmak, ve kazanmak için çalışmak zorundadır. Buna ilişkin tatmin edici bir çözüm üretilmediğinde bir süre sonra insanların hayati faaliyetleri ağır basacaktır. Ayrıca, durumun bir de psikolojik ve sosyolojik etkisi olacaktır. Aktif yaşama alışmış kişilerin aylarca evde kalmaları farklı sorunlara yol açacaktır. Ev, ne kadar büyük olursa olsun belli bir metrekareden oluşan sınırları çizili kapalı bir alandır. Villa da olsa, bahçe de bulunsa bir süre sonra kişiler için hapishane hissiyatı yaratacaktır.
Geçtiğimiz zor sürecin yalnızca bizler için zor olmadığını, tüm dünyanın aynı felaket ile mücadele verdiğini hatırlamak belki de bir nebze de olsa pozitif bakılmasına yardımcı olacaktır.
Bu süreç bizlerin kontrolü dışında gelişen bir durumdur.
Ve bizler bu süreci ancak ve ancak kenetlenerek çözebileceğimizin farkında olmalıyız.
Hoşça kalınız...
 

Bu yazı 696 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 1 Yorum