KÖY ÖĞRETMENİ OLMAK...
Nuri SAATÇI

Nuri SAATÇI

SAATÇI GÖZÜYLE

KÖY ÖĞRETMENİ OLMAK...

18 Şubat 2021 - 23:23

27 Yıl İlkokul öğretmenliği yapmış bir Eğitimciyim.. Son yıllarımı puanım tutunca İl merkezine atamam yapıldı. Mesleğimin çoğunu kimi uçsuz, bucaksız köylerde, daha iyi beldelerde görev yaptım.İstanbul Ortaköy Eğitim Enstitüsünü terör olaylarından dolayı 2 yılda değil 3 buçuk yılda bitirebildik ancak. O konulara girmek istemiyorum.
 
80’lerde mezun olup 2005 yılında 47 yaşımda  gençlerin önü açılsın diye erken emekli oldum. Eşimde Eğitimciydi oda 21. yılında ayrıldı.Şimdilerde maşallah 47.yılını çalışan meslektaşlarımı görüyorum.İdarecilik yapsınlar la kin  değişen teknolojiye ulaşamayan gereken ilgiyi bırakın sağlığı elverişli olmayan meslektaşlarıma özellikle 30 yılını tamamlayıp geçen arkadaşlarıma seslenmiş emekli olun , torunlarınıza hatta ve hatta evde soğan, patates doğrayın diye de sitemde bulunmuştum. Meslek erbabı gerçek aşkla görevlerini ifa edenlere teşekkür ettim. Tepki tabii ki aldım.
 
Köy öğretmenliği sanıldığı gibi zorluklar çeken meslek değildir. Kutsal bir meslektir. Sevginin, bağlılığın, özellikle adanmışlığın en güzel örneklerine tanık olan bence şanslı meslektir. Zorlukları yok mu biraz  onlara değineyim.Zira en iyi yaşayanlardan biriyim..Köylere gidiş-gelişlerimiz  3 saati buluyor ek ders ücretlerimizi yollara veriyorduk.Bu işin mali yönü tabi katlandık mecburen.Diğer olumsuzluklar kız çocuklarını okula göndermeyen baba ağırlıklı velilerle mücadele edip kaymakam ve okul müdürlerinin sayesinde okullu yaptık.Kız evladım olmadığı için özellikle kız öğrencilerin üzerinde  fazla durdum.Hatta kıskanan erkek öğrencilerim fark etmiş olacak ki -Öğretmenim kızları daha çok seviyorsunuz diye dile getirirlerdi.Doktor olan üç öğrencim de beni gururlandırdı.
 
Doğulu, Elazığlı olduğum için adapte oldum. Kız çocukları halen de günümüzde maalesef cinsiyet farklılığı göstermesi üzücüdür. Umut "doğunun çocuklarındadır". Köy okulları şehirlere göre pek çok farklılıklara sahne alıyor. Emekli olmadan 1996 yılında basınla iç içe olduğumdan ki o zaman Eğitim üzerine olurumuz çıktığından bu sorunları sık sık gündeme aldım. Bugün 24. yılımı sürdürüyorum basında. Pek çok katkılarım oldu.Okuma yazma seferberliğinde Milli Eğitim müdürüm  beni aldırır kursiyerlerle röportaj yapardım. Bir iki anımı yazayım. 75 yaşındaki teyzenin azmi beni mutlu etmişti.Genç kursiyer kadın beni yanına  çağırdı -Hocam keşke daha önce okuma-yazma kursuna katılsaydım..Neden dedim başladı iki cümle ile.. -Kör Olası herif önüme kağıt koydu imzala sana para yollayacağım imzam yok parmak bastım meğerse beni boşamış Alaman garı almış! deyince üzülmedim değil..
 
Köy öğretmenliği şehirlere göre elbet çok farklı. Eğitim-Öğretimde Kültürel uyum, yaşam koşulları, okulların fiziksel koşulları ve acımasız velilerle olan iletişimler. İkna edene kadar alnımın derisi çatladı.
 
Okulun hem öğretmeni hem temizlikcisi olduk. Saç sobalarla ısındık. Ücra köyde de  kısa süre çalıştım okul çantalarında tezek getirirlerdi. Malum ısınma sorunu.Birçok eksikliklerinde bizler karşılardık.ayaklarında lastik ayakkabıyla 2 km yol alıp okula gelen öğrenciler gözümün önünde sinema şeridi gibi geçiyor hala.Kısa sure köy evlerinde kaldık.Lojman lojmandan başka her şeye benziyordu..Kanepede otururken yaşlı veliler gelirlerdi bir dikkat ettim ben koltuk da onlar yerde , halıda oturuyor kızdım sizde yanıma gelin -Hocam ora sizin yeriniz.İşte köy halkının öğretmen sevgisi. Bir yılda Karadeniz'de Artvin Borçka'da eşimle görev yaptım insanlıklarını, misafirperverliklerini unutamam. Dayalı döşeli evlerini bize verdiler. Halen de görüşüyoruz. Buradan selam olsun onlara..
 
Türkiye’de konu araştırma sonuçlarına göre İlköğretimde "cinsiyet Eşitliği"  Sağlama çalışmalarında başarılar elde edildi. Lakin hala cinsiyet farkı tam olarak giderilmiş değil. Anayasada güvence altına alınan zorunlu eğitim hakkından yararlanamayan kız çocuklarının çokluğu korkunç. Çocuk yaştaki evlenmeler buna örnek. Şiddet gören kadınlarımızın çoğu maalesef eğitim noksanlığındandır diye düşünüyorum. 500 bin çocuk hala okullu olamadı.2015 kurul raporunda Ülkemiz Cinsiyet-eşitlik verilerinde 145 ülke  arasında 130.sıradayız..Burada farklı coğrafik bölgelerde  okullaşma oran farklılığı  hala sürmekte.Örgün eğitimle bu oranı düşürmek çabasındayız.. Şehir-kırsal yerleşim alanı gibi pek çok  sosyo-Ekonomik nedenleri göz ardı etmemek gerekir. Bunlar benim yaşadıklarım.. Gelelim günümüz Eğitimine.
 
81 ilimizde burslar veriliyor. Şimdiki öğretmenler ve öğrenciler vallahi şanslılar. Benim masam ve iskemlem tahtadandı. Öğle kaloriferli okullarda 5 yıl anca görev yaptım. Okul müdürlüğünde de bulundum meşin koltuğum ancak o zaman oldu. Öğrenciler neredeyse okula okur yazar olarak geliyor. Çağımızı teknolojisiyle iç içe. İçinde bulunduğumuz pandemi döneminde yüz yüze Eğitim henüz başlamadı.Buralar şehir  metropol . .Hala milyonlarca öğrencinin tableti yok. Kurum ve kuruluşlar Devlet baba ve Belediyelerin katkısı beni mutlu kılıyor. Mali durumu iyi olmayan aileler güvence altına alınmaya çalışılırken köylerdeki yaşam ve Eğitim neredeyse yerinde sayıyor. Bu farklılık giderilmeli. Kadına olan şiddet, ölümcül olayların altında Eğitimsizlik gelir. Köy Öğretmeni olarak doğuya hizmet giderse bunlar aşılır. Kentsel dönüşüme köylülerin akın etmesini doğru bulmuyorum. Oradaki köylüler, çiftçiye gerekli krediler uzun vadeli olur, modern okullara kavuşursa Eğitimde ancak ÇAĞ ATLAMIŞ oluruz. Emekli eğitimci-yazar olarak  diyeceklerim şimdilik bu kadar.
Esenlikler diliyorum, kalın sağlıcakla...
 
 

Bu yazı 658 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum