Kolay Ölümlerin Şehri KİLİS...
Songül YILDIZ

Songül YILDIZ

Kolay Ölümlerin Şehri KİLİS...

06 Ocak 2017 - 02:53

Ölümün kolayı olur mu? Bundan 6-7 ay önce olmaz derdi Kilis'te yaşayan her yurttaş.     Pazartesi akşam haberleri: Asgari ücretli bir mikrofon, haftalardır kepengi dahi açılmamış dükkan sahibi ile röportaj  durumunda; konu kilise düşen roketler....

  - Bundan önceleri günde bir tane roket düşerdi, artık günde 2-3 roket düşüyor.

     Bir ülke düşünün , sokaklarına, dükkanlarına ,evlerine roket mermisinin düşmesini günlük yaşantısının bir parçası haline getirmiş ve normalleştirilmiş, akşam ajanslarında haber değeri olması için roket mermi sayısının birden fazla olması içinde bulunduğumuz durumun, Ülke'nin ne kadar çürümüş, kokuşmuş bir zihniyet ve algının yaygın olduğunun kanıtıdır..

     Biz ne zaman bu kadar ölümlere sessiz ve duyarsız kaldık? Oysa ki cenazesi olan bir evde haftalarca yas tutulur, tüm eğlenceler iptal edilir televizyon, radyo dahi açılmaz, herkes cenaze kendininmiş gibi sahiplenip matemini tutardı.

    Kilis halkı nerede hata yaptı? Oysa ki bu halkın dedeleri tüm dünyaya bağımsızlığın ve özgürlüğün ne kadar kıymetli olduğunu göstermemiş miydi?  Verilen mücadeleler, dökülen onca kanlar bu gün ki sessizlik için miydi?

   Belki de Nazım Hikmet bu günü görerek o şiirini yazdı.

  Akrep Gibisin Kardeşim, korkak

Bir Karanlık İçindesin Akrep Gibi.

   Bunca ölümün sorumlusu yanlış dış politikalar yahut içerideki sözde ''istikrarsızlık'' değildir. Ülkenin en doğusundan en batısına kadar her şehirde yaşanılanlar belki de Kilis'te olan ölümlere bu kadar alışmamıza neden oluyor.

   Doğu ve Güneydoğu da yıkılan evler, şehit olan yüzlerce asker faili meçhul cinayetler tutuklanan gazeteciler, tecavüze  uğrayan çocuklar, şiddete maruz kalan kadınlar....

  Bu kadar alçaklığın, ihanetin kol gezdiği bir ülke de her eve bir roket mermisi düşse dahi bu halk üç maymunu oynamaya devam edecektir.  

Ölümlere alışmak Kilis halkı kadar bu ülke de yaşayan hiç kimsenin kaderi değildir.  Bu ölümleri yok saymak için tüm insani vasıfları ve değerleri ancak kaybetmiş olmak gerekir.

  Müslümanlıktan dem vuran üst düzey kişilerin yaradanın en güzeli olan insana verdiği değerleri yok saymak hiç bir inanç ile bağdaşmazken, bunu aklın bir yerine oturtmak nasıl bir mantık ve vicdandır?  

    Suç ve suçlu ortada iken algı kargaşası yaratmak ve suçu orada bulunan kişileri sorumlu tutup ÖLENİ ÖLDÜĞÜ İÇİN SUÇLAMAK algıda sorun yaratmak sadece beceriksiz ve çıkarları için sessiz kalan bir politikanın ürünüdür.

    Her ölüm için bir bahane, her cenaze için daha yüksek sesle bağıra bağıra acıları sindirmek ve yok saymak ölen kadar yaşayana da saygısızlık iken, bunu içinde bulunduğumuz toplumun aklına ve vicdanına nasıl hatırlatabiliriz?

   Çok şeyler yazıldı ve yazıldığıyla kaldı. Bu Ülke de Kilis ne ilk ne de son olacak. Kilis yine sessiz, Kilis yine çaresiz...

 

Bu yazı 1383 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum