Gazetecilik ve Haber Sektörü, son derece Çok Zorda!…
Bir açıklamaları olduğunda kameraları davet ederler.
Bir başarı elde ettiklerinde manşet isterler.
Başlarına bir iş geldiğinde ise “Basın nerede?” diye sorarlar.
Ama aynı insanlar, o Yerel Basının ayakta kalması için ‘‘40 Yıllık sorunları çözelmediği’’ için ne yaptınız diye sorulduğunda da ortada yoktur!..
İşte bugün yerel basının geldiği noktanın en büyük sorumlularından biri tam da bu anlayıştır.
Yerel basını seçimden seçime hatırlayan siyaset anlayışı!
Ve elbette sadece siyasiler değil…
Kampanyalar ve SeçimlerKendisini yerel basının temsilcisi olarak tanımlayan ama yerel basın can çekişirken birkaç açıklama yapmaktan öteye gidemeyen meslek örgütleri de bu tablonun dışında değildir.
BASIN ÖLÜRKEN KİMSE ELİNİ TAŞIN ALTINA KOYMADI
Yıllardır söylüyoruz.
Yerel basın bitiyor.
Yerel gazeteler kapanıyor.
Televizyonlar kapanıyor.
İnternet haber siteleri ekonomik darboğazda.
SiyasetGazeteciler mesleği bırakıyor.
Gençler bu mesleğe girmek istemiyor.
Çünkü bu şartlarda gazetecilik yapmak artık yalnızca meslek yapmak değil, hayatta kalma mücadelesi vermek anlamına geliyor.
Peki kim duydu?
Kim gerçekten harekete geçti?
Kim çıkıp “Bu böyle gitmez” dedi?
Kim somut bir çözüm ortaya koydu?
Gazetecilik ve Haber SektörüÇalıştaylar yapıldı.
Toplantılar düzenlendi.
Raporlar hazırlandı.
Dosyalar hazırlandı.
Sorunlar anlatıldı.
Bizler gittik, konuştuk, anlattık.
“Yeter ki yerel basın yaşasın” dedik.
Ama sonuç?
Koca bir hiç!
Çalıştaylarda alınan notlar kayboldu.
Raporlar raflarda kaldı.
Verilen sözler seçim meydanlarında unutuldu.
Kampanyalar ve SeçimlerYerel basın ise birer birer kapandı.
SİYASİLER, SİZ BASINI SADECE İHTİYACINIZ OLDUĞUNDA MI SEVİYORSUNUZ?
Siyasi aktörlere açıkça soruyorum:
Siz yerel basını ne zaman hatırlıyorsunuz?
SiyasetSeçim zamanı mı?
Aday tanıtımında mı?
Miting günü mü?
Basın toplantınız olduğunda mı?
Yoksa başınıza bir şey geldiğinde mi?
Gazeteciye “Abi bunu da haber yapar mısın?” diye telefon açarken gazetecinin elektrik faturasını kim ödüyor diye hiç düşündünüz mü?
Gazeteciden haber isterken o gazetenin ayakta kalabilmesi için ne yaptığınızı hiç düşündünüz mü?
Bir haber sitesi sizin açıklamanızı yayınladığında teşekkür ediyorsunuz.
Gazetecilik ve Haber SektörüPeki o haber sitesinin yarın yayın yapabilmesi için ne yaptınız?
Hiçbir şey!
Sonra da yerel basının neden sustuğunu soruyorsunuz.
Yerel basını siz susturdunuz!
Ekonomik olarak nefessiz bıraktınız.
Kurumsal olarak yalnız bıraktınız.
Mesleki olarak değersizleştirdiniz.
Sonra da çıkıp “Basın neden eskisi gibi güçlü değil?” diye soruyorsunuz.
Çünkü siz o gücü kendi ellerinizle tükettiniz.
PEKİ MESLEK ÖRGÜTLERİ NEREDEYDİ?
Bir başka sorum da gazetecilik meslek örgütlerine…
Yerel basın kapanırken neredeydiniz?
Meslektaşlarınız işsiz kalırken neredeydiniz?
Gazeteler kapanırken neredeydiniz?
Gazeteciler başka işlere yönelmek zorunda kalırken neredeydiniz?
Gazetecilik ve Haber SektörüKaç tane somut mücadele verdiniz?
Kaç gazetecinin yanında durdunuz?
Kaç kez masaya yumruğunuzu vurdunuz?
Kaç kez “Yerel basın yoksa demokrasinin yereldeki gözü de kulağı da yoktur” diyerek siyasi iradenin karşısına çıktınız?
Toplantılar yapmak yetmez.
Açıklama yapmak yetmez.
Fotoğraf çektirmek yetmez.
Meslek örgütü olmak, sadece makam koltuğunda oturup üyelerin sorunlarını dinlemek değildir.
Meslektaşınız aç kalırken sessiz kalıyorsanız, o koltuğun hiçbir anlamı yoktur.
Yerel gazeteci ölürken basın toplantısı düzenleyip “Basının sorunları var” demenin hiçbir kıymeti yok.
Biz bunu zaten biliyoruz.
Biz sorunu anlatıyoruz.
Bize çözüm lazım!
DEVLETİN KURUMLARI DA BU TABLONUN DIŞINDA DEĞİL
Devletin kurumlarına da söyleyecek sözümüz var.
Yerel basın, bu ülkenin demokrasisinin en önemli damarlarından biridir.
Bir ilçede, bir beldede, bir şehirde olup biteni en yakından takip eden insan yerel gazetecidir.
İhale haberini yapan odur.
Belediyeyi takip eden odur.
Vatandaşın sorununu gündeme taşıyan odur.
Sokaktaki insanın sesini duyuran odur.
Ama siz yerel basının yaşaması için gerekli ekonomik ve yapısal zemini oluşturmazsanız, yarın o sesi nerede bulacaksınız?
Yerel basın sustuğunda yalnızca gazeteci susmaz, Vatandaş da susar!..
Çünkü vatandaşın sesini taşıyacak kanal ortadan kalkar.
18 YILDIR BU MESLEĞİ YAPIYORUM
Ben 18 yıldır gazetecilik yapıyorum.
Gazetecilik ve Haber SektörüBaşka mesleğim yok.
Şimdi biri bana “Gazeteciliği bırak” dese, gerçekten soruyorum:
Ben ne iş yapacağım?
18 yıl boyunca haber peşinde koşmuşum.
İnsanlarla konuşmuşum.
Sokağı takip etmişim.
Dosyalar hazırlamışım.
Gece gündüz çalışmışım.
Sokağa çıktığımda insanlara haber gözüyle bakıyorum.
Bir arkadaşımın karşısına oturduğumda bile kafamın içinde sorular dönüyor.
Çünkü gazetecilik benim için kartvizitte yazan bir meslek değil.
Hayatımın kendisi…
Benden bugün başka bir şey olmamı bekleyenlere söyleyeyim:
Belki de gerçekten benden başka hiçbir şey olmaz.
Çünkü siz benim 18 yılımı başka bir mesleğe çeviremezsiniz.
AMA SİZİN BİR GÜN BASINA İHTİYACINIZ OLACAK
Bugün çok rahat konuşuyorsunuz.
Bugün gazeteciyi görmezden gelebiliyorsunuz.
Bugün yerel medyayı küçümseyebiliyorsunuz.
Bugün “Bunlar zaten kapanıyor” diyebiliyorsunuz.
Ama unutmayın:
Kadraj unutmaz.
Kamera unutmaz.
Arşiv unutmaz.
Gazeteci unutmaz.
Bugün görmezden geldiğiniz gazeteci, yarın sizin yaptığınız bir açıklamanın arkasındaki gerçeği sorgulayacak kişidir.
Bugün kapattığınız bir gazete, yarın sizin sesinizi duyuracak gazete olabilir.
Bugün ekonomik olarak yaşamasına izin vermediğiniz bir televizyon, yarın sizin hakkınızı savunacak tek mecra olabilir.
İşte siz bunun farkında değilsiniz.
Kadrajın ağırlığının farkında değilsiniz.
Ama bir gün anlayacaksınız.
Bir gün sizin de anlatacak bir derdiniz olacak.
Bir gün sizin de kendinizi ifade etmeye ihtiyacınız olacak.
Bir gün sizin de kapısını çalacağınız bir gazete, bir televizyon, bir internet haber sitesi arayacaksınız.
İşte o gün umarım bulursunuz.
Çünkü bugün yok ettiğiniz yerel basını yarın yeniden kurmak o kadar kolay olmayacak.
BİZ DE BU ÜLKENİN EVLADIYIZ!
Son sözüm şu:
Biz gazeteciler bu ülkenin üvey evlatları değiliz.
Biz de bu ülkenin evlatlarıyız.
Bizim de ailelerimiz var.
Bizim de çocuklarımız var.
Bizim de gelecek kaygımız var.
Biz de vergimizi ödüyoruz.
Biz de bu ülkenin yükünü taşıyoruz.
Ama yıllardır bizden fedakârlık beklediniz.
“Biraz daha dayanın” dediniz.
“Düzelecek” dediniz.
“Çalışmalar yapılıyor” dediniz.
“Yeni düzenlemeler geliyor” dediniz.
Bekledik.
Daha fazla bekledik.
Biraz daha bekledik.
Ve sonunda elimizde ne kaldı?
Kapanan gazeteler.
İşsiz gazeteciler.
Borç batağında medya kuruluşları.
Mesleğini bırakmak zorunda kalan meslektaşlar.
Ve her geçen gün biraz daha sessizleşen bir yerel kamuoyu.
Artık yeter!
Yerel basın sizin seçim dönemlerinde hatırlayacağınız bir aksesuar değildir.
Kampanyalar ve SeçimlerGazeteci sizin gerektiğinde arayıp, gerektiğinde yok sayacağınız bir araç değildir.
Basın sizin propaganda makineniz hiç değildir.
Basın halkın gözüdür.
Basın halkın kulağıdır.
Basın gerektiğinde sizin de aynanızdır.
O aynayı kırarsanız yüzünüz değişmez.
Sadece artık kimse size gerçeği gösteremez.
Ve unutmayın:
Bir gün o aynaya sizin de ihtiyacınız olacak…
O gün geldiğinde karşınızda bir gazeteci, bir kamera, bir mikrofon bulursanız şanslısınız.
Ama bulamazsanız…
Bugün kapatılmasına sessiz kaldığınız gazeteleri,
Bugün ekonomik olarak yalnız bıraktığınız gazetecileri,
Bugün “Nasıl olsa bir şekilde devam ederler” diyerek görmezden geldiğiniz ‘Yerel Basın’ı Hatırlayın.
Çünkü kadrajın ağırlığını bugün anlamayanlar, yarın kadrajın yokluğunun ne kadar ağır olduğunu anlayacak.
İnşallah o gün geldiğinde derdinizi anlatacak bir basın bulursunuz.
Ama bilin ki;
Basını yok etmek kolaydır.
Yeniden ayağa kaldırmak ise maalesef yıllar alır…
Şimdi beklentimiz ve duamız şu;
Yerel Basın Kimsesiz kalmıştır ve o ‘‘Kimsesizlerin Kimsesini’’ artık Acil şekilde bekliyoruz!..
Haber: İstanbul Gündem Gazetesi








