Türkiye Aile Meclisi’nden İstanbul Sözleşmesine İptal Çağrısı!

Türkiye Aile Meclisi Ankara da toplanarak, Hükümete İstanbul sözleşmesinin iptal edilmesi çağrısında bulundu…

Türkiye Aile Meclisi’nden İstanbul Sözleşmesine İptal Çağrısı!

Türkiye Aile Meclisi Ankara da toplanarak, Hükümete İstanbul sözleşmesinin iptal edilmesi çağrısında bulundu…

Türkiye Aile Meclisi’nden İstanbul Sözleşmesine İptal Çağrısı!
Editor: admin
28 Temmuz 2019 - 22:34

Türkiye Aile Mecisi Ankara da toplanarak istişarelerde bulundu ve bir basın açıklaması düzenledi. Programa Kuranı kerim tilaveti ile başlandı. Aile Meclisi Ankara Başkanı Murat Ekinci' nin selamlama konuşmasının ardından Av. Lütfü Bergen in Türk Medeni Kanunu hakkındaki sunumu Av. Cengiz Ocakcı tarafından müzakere edildi.  Açıklamayı Aile Meclisi adına Adem Çevik okudu.

Çevik, yaptığı açıklamada Türkiye Bakanlar Kurulu'nun 24 Temmuz 1985'de onayladığı BM CEDAW Sözleşmesi ve ona bağlı olarak çıkartılan 24 Kasım 2011'de TBMM'nin müzakeresiz şerhsiz ittifakla onayladığını ve 1 Ağustos 2014 yılından beri yürürlükte olan AB- İstanbul Sözleşmesi ve bu sözleşmenin güdümünde insanlığı ifsat eden “Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Projesi”ni ve bağlı uygulamalarını insana, insanlığa ve geleceğimize düşman olmaları nedeniyle red ettiklerini belirtti.

Adem Çevik; Türkiye'nin, bu anlamda İslam ülkeleri için rol model olarak gösterilmek sureti ile, bu operasyonun Türkiye’nin şahsında İslam dünyasına yönelik bir tehdit olduğunun da altını çizdi.

 

Açıklamanın Tam Metni Şu Şekilde:

Devletin adil hakemliğinde, kadın ve erkeğin işbirliği sağlanarak çözülebilecek bir mesele olan kadına yönelik şiddet meselesinden, yeni bir tür “kadın sömürüsü” icat edilmektedir. Kadını ve kadına yönelik şiddeti sömürerek, şiddeti erkeğe, çocuğa, aileye hatta tüm topluma yönelten bu BM-CEDAW ve AB- İstanbul Sözleşmesi “kadınlara eşitlik” sloganının altına gizlenip insanın yaratılıştan gelen biyolojik kadınlık ve erkeklik cinsiyetlerini kabul etmeyen; kurgulanmış lezbiyenlik, gaylik, biseksüellik ve translık gibi sapkınlıkları Toplumsal Cinsiyet Eşitliği adı altında meşrulaştıran, bu namussuzlukları yeni nesillere olumlu bir şeymiş gibi dayatan projeleri, Tv programlarını, medya ve eğitim yönlendirmelerini  red ediyoruz ve insanlığa karşı soykırım suçu işeyenlere tavır almayarak zulmü destekleyenleri kınıyoruz.

CEDAW ve İstanbul Sözleşmesi  uygulamaları; Erkek olmayı, aileyi ve çocuk merkezli beraberliği patolojik hastalıklı bir hal olarak gören ve “erkeğe karşı ayrımcılığın, ayrımcılık olarak değerlendirilmeyeceğini” açıkça ilan eden bir sözleşmedir. Bu minvalde CEDAW ve İstanbul Sözleşmesi’ni; erkeğe zulmederek kadından uzak durmaya, erkek kadın arasında rekabet ilişkisi yaratarak aile içi huzursuzluğu ve boşanmaları körüklemeye, toplumları sapkın ve çocuksuz ilişki modellerine yönlendirip nihai olarak bir nüfus kontrol mekanizması inşa etmeye çalışan soykırım suçu işleyen emperyalist bir “Ailesiz Toplum Projesi” olarak görüyoruz.

Bu sebeble CEDAW ve İstanbul Sözleşmesi’nin; evlilik, aile kurma, çocuk yapma niyeti ile kadına yaklaşan erkekleri çok ağır cezalara çarptırarak evlilikten uzak durmaya zorlamasını reddediyor ve protesto ediyoruz. BM ve AB ayrıca Aile Bakanlığı - KSGM ve İçişleri Bak. Polis Akademisi “kadın için aile-ev tehlikelidir”  raporlarını lanetliyoruz

İnsanlar ya erkek ya da dişi olarak doğarlar; toplumsal olarak kurgulanmış cinsiyetten söz etmeyi uygun bulmuyoruz. ucu enseste, pedofiliye hatta akla hayale gelmeyen bambaşka sapkınlıklara belhüm-adallığa kadar varan Toplumsal Cinsiyet Eşitliği ve KİNSEY  politikalarının, Türkiye gibi Müslüman bir toplumda hayata geçirilmeye çalışılmasına DUR diyoruz. 15 Temmuzda yapılamayanlar Aile kurumu yok edilerek yapılmaya çalışılıyor. Bu Milli Güvelik sorunudur ve Varoluş savaşıdır

Türkiye, bu anlamda İslam ülkeleri için rol model olarak gösterilmek sureti ile, bu operasyon Türkiye’nin şahsında İslam dünyasına yönelik bir tehdittir. Bu tehdit, bu anlamda İslam toplumuna ve mazlum halklara karşı topyekun bir savaştır. Bu saldırı aynı zamanda kadın haklarını savunur gibi gözükmesine rağmen kadına da bir saldırıdır. İffete karşı saldırıdır. Ahlaka saldırıdır. Kutsala saldırıdır. Bu Humonoidler ve Siborglar çağına girerken bu dünyayı büyük ölçüde bir İnsansızlaştırma operasyonudur. Bu saldırı aynı zamanda global bir tehdidin adıdır. Bu operasyon Lilith’in kızları üzerinden İnsan nesline karşı Şeytani bir saldırıdır. Projelerin arkasında emperyalistler  küresel şer güçler var.

Bu mücadele “her çocuğun bir anne ve bir babaya Aileye sahip olma hakkını savunma mücadelesidir”, Toplumsal Cinsiyet Eşitliği/Adaleti ifsat politikaları Eşcinselliği teşvikdir Bu politikaların/politikacıların aileyi neredeyse bitirdiğini bunun bir beka meselesi bir VAROLUŞ SAVAŞI olduğu çağrısında bulunuyor göreve davet ediyoruz.

Bütün dünyaya dayatılan bu uluslararası proje ile evlilik dışı çocuk oranı İzlanda ve Şili’de %72’ye, İskandinav ülkelerinde, Portekiz’de, Fransa’da % 65’lerin üzerine çıktı. Fransa’da eşcinsel evlilikler 4,5 senede 50.000 rakamını buldu. Normal nikâhla evlenenlerin sayısı ile “seviyeli birliktelik sözleşmesi” yapanların sayısı hemen hemen aynı seviyeye geldi. Evlenenlerin yarısı da tekrar boşandı.

Türkiye’de de bir kaç ay önce TÜİK’in verdiği resmî raporlara göre, evlenen her 4 çifte karşılık 1 çift boşanmış ve boşanma oranı sadece son 1 yılda %10.8 artmış. Yani 50 senede olabilecek değişim sadece 2014 yılında başlayan şu birkaç senelik süreçte gerçekleşmiş olması bir ulusal güvenliğimzizi tehdit eden bir felakettir.

Son 18 yılda 11.145.326 evlilik 2.050.347 boşanma mevcut.  Neredeyse her beş evliden biri boşanmış. 2018'de 6284 yasasından sebeb koruyucu uzaklaştırma kararı 47 bin. önleyici tedbir kararı 358bin. Bu bir nevi patlamaya hazır pimi çekilmiş canlı bomba sayısı Nisan 2018'de 92bin uzaklaştırma kararı verilmesi afettir.

Unutulmamalıdır ki, aileyi korumak, dağılmış aileleri toparlamaktan çok daha kolaydır. Üstelik aile kurumunu dağıtmış ülkelerin onu yeniden toparladığı görülmemiştir.   

İstanbul Sözleşmesi'ni; pedofiliyi teşvik etmek için! “0” (sıfır) yaşındaki kız çocuklarını bile kadın sayan; “din, namus, gelenek, örf” veya “anne/babalık adına çocukların cinsel yaşamına müdahale edilemez” deyip, sapıklığı, ahlaksızlığı, serbest cinselliği, pedofiliyi teşvik eden; ancak gayet iyi niyetle 18 yaş altında evlenenleri genç babaları 8-10 yıl tecavüzcüler koğuşuna, genç anneleri ve çocuklarını cezaevi kapılarına mahkûm etmek zulüm olduğu için susmuyoruz.

İstanbul Sözleşmesi'ni; arabuluculuğu ve uzlaşmayı yasakladığı için ret ediyoruz.   İstanbul Sözleşmesi'ni; kadının beyanı ile erkeği tecavüzden 18 yıla kadar cezaevine atan bir sözleşme olduğu için reddediyoruz.

Aile Yıkan yasaları; boşanan babalara kendi çocuklarını haczettiren, defalarca kendi çocuğunu görmek için harç ödettiren, “ebeveyn yabancılaştırmaları” EYS ile çocukları babalarına düşman ettirdiği için  cinayetlerin artması çocuklara travma yaşatıldığı için reddediyoruz. Erkekleri bir ömür boyu nafaka ve nafaka hapsi cezası ve mal rejimi ile cezalandırmak insanlık suçudur. 1988 öncesine dönülebilir veya her inanç sahibi kendi inancına göre evlilik/boşanma hukuku seçebilmeli

İstanbul Sözleşmesi'ni; her türlü sapkın, kadın kadına, erkek erkeğe ortamlarını   meşrulaştırdığı için reddediyoruz. Ayrıca bu sözleşme nikâhsız beraberliği, “normal sağlıklı birliktelik” olarak tanımlayıp anlayışla karşılayan ancak evli erkeği; sapkın, tehlikeli, kötülüğe meyilli bir sadist olarak gören

6284 nolu yasa gibi yasaları içinde barındıran, üstelik bunu Hukukun en temel ilkesi olan “suç ispat edilene kadar, masumiyet” kaidesini iptal eden sözleşme olduğu için reddediyoz

6284 nolu yasayı; erkeği kendi evinden, çocukları önünde sokağa atan, toplum önünde aşağılayan ve cinayetleri artıranyasanın yanlışlıklarını protesto ediyoruz.

Bizim de çocuklarımızı sağlıklı bir şekilde büyütebileceğimiz, koruyabileceğimiz aileden başka bir çözümümüz yok! “Görmüyor musunuz” diyoruz.

Hatırlatırız ki, beraber ihtiyarlayabileceği bir hayat arkadaşı, yaşlandığında sığınabileceği çocukları olmayan yapayalnız kadınlar için de bu dünya Cennet olmayacak. “Güçlü kadın” mottosuyla ailesi ile bağı koparılmaya, eşi ile rakipleştirilip düşmanlaştırılmaya, çocuktan koparılıp bireysel bir yaşama yönlendirilmeye çalışılan kadın, kapitalist liberal sermaye karşısında yapayalnız ve çaresizdir

Süreç böyle devam ettiği takdirde; toplum, erkek, kadın, çocuk, devlet hepimiz kaybedeceğiz. Bundan tek kâr eden çok uluslu emperyalist kapitalist sermaye olacaktır.

Gelecek nesillerin hakkı adına, kendi çocuklarımızın ve torunlarımızın hakkı adına, huzur evlerinde ölüme terk edilmiş ihtiyarların hakkı adına, intihar noktasına gelmiş depresyon hapları müptelası yalnızların hakkı adına, sokaklara terk edilmiş çocukların hakkı adına, geleceğimiz adına, insanlık adına; Aileyi savunabilmeliyiz

Aileye savaş açmış, toplumu ve aileyi terörize eden CEDAW ve İstanbul Sözleşmesi’nin, Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Projesi’nin ve bağlı uygulamalarının Avrupa ülkeleri gibi geri dönülmez aşamalara gelmeden iptal edilmesini istiyoruz. İnsanlığın son kalesi aileyi diriltme işine önce aileyi bireyi ve mahalleyi yeniden inşa-ihyaya başlamalı

İNSANA, AİLEYE, ÇOCUĞA ŞİDDETİ VE CİNAYETLERİ ENGELLEMEK İÇİN;   AİLE YIKAN YASALAR KALKSIN.   CEDAW ve İSTANBUL SÖZLEŞMESİ ACİLEN FESH EDİLSİN

Fuhşun ve eşcinselliğin teşvik edilip genç akran evliliklerin tecavüzcü olarak cezalandırılması kabul edilemez. aileyi korumalııyız, anneliği istihdam olarak görmeliyiz

Aile yıkan yasaları ıslah edilmeli ve Annelik teşvik edilmeli. Aile desteklenmeli. AİLEye sahip çıkılmaz ise; EKONOMİDE DEVLET DE YOK OLMAYA MAHKUMDUR!..

Namuslular da namussuzlar kadar cesur olursa Ailelerimiz, ülkemiz geleceğimiz ve insanlık insanlık düşmanlarından kurtulur. #ÖnceÂİLE #AileyiKoru diyoruz.

2020 Yılını ÖNCE #ÂİLE Yılı ilân ediyoruz. Kamuoyuna duyurulur.

 

Bu haber 904 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum