Başbağlar Katliamı’nda ölenler, katliamın 27. yılında törenle anıldı

Türkiye’nin unutulmaz acısı olan Erzincan'ın Kemaliye ilçesine bağlı Başbağlar köyünde 5 Temmuz 1993'te teröristlerce katledilen 33 sivil, katliamın 27. yılında törenle anıldı…

Başbağlar Katliamı’nda ölenler, katliamın 27. yılında törenle anıldı

Türkiye’nin unutulmaz acısı olan Erzincan'ın Kemaliye ilçesine bağlı Başbağlar köyünde 5 Temmuz 1993'te teröristlerce katledilen 33 sivil, katliamın 27. yılında törenle anıldı…

Başbağlar Katliamı’nda ölenler, katliamın 27. yılında törenle anıldı
Editor: admin
21 Temmuz 2020 - 02:54

Başbağlar köyü meydanındaki Kültür Evi önünde sosyal mesafe kuralları çerçevesinde gerçekleştirilen anma törenine, gencinden yaşlısına çok sayıda vatandaş ellerinde Türk bayraklarıyla katıldı.

Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı'nın okunmasıyla başlayan programda, Kur'an-ı Kerim tilavetinin ardından şehitler için dua edildi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başta olmak üzere siyasilerin ve bürokratların gönderdiği taziye mesajlarının okunduğu törende konuşan Erzincan Valisi Mehmet Makas, Başbağlar katliamını unutmanın, yaşanan acıyı tarifin mümkün olmadığını söyledi.

Ülkenin bütünlüğüne ve kardeşliğine kastedenlerin gök kubbe altında rahat bir gün görmeyeceğini belirten Makas, "Allah bir daha bu günleri bize yaşatmasın. Milletimize buradan haykırıyorum. Başbağlar olayına karışan kim varsa, yakalanması gereken yakalandı. Bu devlet gerekeni yapmıştır. Soruşturması devam edenler de er ya da geç gereken cezayı alacaktır" dedi.

Makas, asırlardır var olan birlik ve beraberliklerini kimsenin bozamayacağını dile getirerek, şöyle devam etti: "Türk milleti olarak bizim girdiğimiz veya zaferlerle aldığımız toprakların hepsinde hoşgörü hakim olmuştur. Gittiğimiz her yerde herkesin din, inanç, örf ve adetini yaşama özgürlüğü vardır. Bizim birbirimizi sevmemek gibi bir lüksümüz yok. Asırlardır sevdik, sevmeye devam edeceğiz. Başbağlar'daki kardeşlerimizin acısını tüm hücrelerime kadar hissediyorum. Burada asteğmen olarak görev yapmış bir kardeşinizim. Bir gün asker, bir gün kaymakam olarak bekledik. Bugün de Vali olarak bekliyoruz. Bu milletin birer neferi olarak beklemeye devam edeceğiz. Madımak ve Başbağlar'daki şehitlerimizi rahmetle anıyorum."

"BU BAYRAK EBEDİYETE KADAR DALGALANACAK"
AK Parti Erzincan Milletvekili Süleyman Karaman da terör örgütlerinin milli birlik ve beraberliği bozmak için her yolu denediğini vurguladı.
Başbağlar katliamının kalplerde derin izler bıraktığını aktaran Karaman, şunları kaydetti: "Yüreğimizde bir sızı gibi hissettiğimiz Başbağlar katliamında şehit olanlara Allah'tan rahmet diliyorum. Terör örgütü, milli birlik ve kardeşliğimizi yontmak için kurulmuş en derin örgüttür. Bilindiği üzere 2 Temmuz'da Sivas'ta sergilenen oyun 3 gün sonra Başbağlar katliamı ile devam etmiştir. Bu milletin birliğine, dirliğine kasteden bölücüler maksatlarına ulaşamayacaklardır ve ulaşamadıklarını da görmüşlerdir. Bu toprakların mayası kardeşliktir. Bu bayrak ebediyete kadar dalgalanacak ve bu millet birlikte yaşayacaktır. Terör ve destekçileri hiçbir zaman bu topraklarda amaçlarına ulaşamayacaktır. Bin yıllık kardeşlik hukukumuzu bozmak isteyenler ne yaparlarsa yapsınlar, hangi alçak yöntemlere başvururlarsa vursunlar başarısız olacaklardır."

AK Parti Erzincan Milletvekili Burhan Çakır ise katledilen 33 kişinin tek gayesinin çocuklarının rızkı için hayatlarını idame ettirmek olduğunu ifade etti.

Şehit edilenlerin hiçbirinin ideolojik düşüncesinin olmadığına işaret eden Çakır, "Burada katliam yapan zalimler, yaşadıkları süre içerisinde gönüllerindeki, vicdanlarındaki kelepçe ile yaşayacaktır. Herkes bilsin şehitler ölmez. Vatanımızı böldürmeyeceğiz. Türkiye tek vatandır, tek devlettir, tek millettir, tek bayraktır" ifadelerini kullandı.

"İNSANLIK SİVAS'TA YAKILDI, BAŞBAĞLAR'DA KURŞUNA DİZİLDİ"
Başbağlar katliamının asırlar geçse de unutulmayacağını belirten CHP Tokat Milletvekili Kadim Durmaz, oynanan oyunların bozulduğunu dile getirdi.
Kardeşi kardeşe düşürmek için çok sayıda plan kurulduğunu ve bu planların tutmadığını kaydeden Durmaz, "Bu tezgah 2 Temmuz'da Sivas'ta oynandı. Baktılar ki amaçları tutmuyor, emellerine ulaşamadılar, bu aziz millet acısını bağrına bastı, birbirine kenetlendi. Onlar da tuttu 5 Temmuz akşamı Başbağlar'da 33 vatandaşımıza kahpece, kalleşçe bu acıyı yaşattı. İnsanlık 2 Temmuz'da Sivas'ta yakıldı, 5 Temmuz'da Başbağlar'da kurşuna dizildi" şeklinde konuştu.
Başbağlar Muhtarı Ali Akarpınar da şehitlerin acısını unutmadıklarını, 27 yıldır aynı acıyı yüreklerinde hissettiklerini aktardı.
Konuşmaların ardından Başbağlar köyündeki Şehitlik Anıtı ziyaret edildi. Törende, önceki yıllarda yapılan yemek ikramı ve bazı programlar bu yıl yeni tip corona virüs (Covid-19) salgını nedeniyle yapılmadı.
Törene, katliamda hayatını kaybedenlerin yakınlarının yanı sıra, CHP Trabzon Milletvekili Ahmet Kaya, Balıkesir Milletvekili Fikret Şahin, Erzincan Belediye Başkanı Bekir Aksun, Kemaliye Kaymakamı Murat Atıcı, İliç Kaymakamı Hicabi Aytemür, İl Jandarma Komutanı Kıdemli Albay Halil Altıntaş, Erzincan Adli Yargı ve Adalet Komisyonu Başkanı Halil Odabaş, İl Emniyet Müdürü Bülent Şensoy, İl Genel Meclisi Başkanı Bekir Yıldız, Kemaliye Belediye Başkanı Mehmet Karaman, Cemevi Vakfı Genel Başkanı Erdoğan Döner ile siyasi parti temsilcileri, sivil toplum kuruluşları ve kamu kurumlarının yöneticileri katıldı.
 
Başbağlar Katliamı'nda Cevapsız Kalan Sorular!..
 

5 Temmuz Başbağlar katliamın 27. yılı.. 33 kişinin yakılarak acımasızca katledildiği ve Türkiye'yi yasa boğan olay 25 yıl önce Erzincan'ın Başbağlar köyünde yaşandı. Peki başbağlar katliamı neden oldu, katliamı kim yaptı, o gün uçan ABD helikopterleri ne yapıyordu? İşte, merak edilen 5 Temmuz Başbağlar Katliamı detaylar…

 
Başbağlar Köyü'nde yaşanan katliamın üzerinden 27 yıl geçti ancak ihmaller hala sorgulanıyor. Jandarmanın katliamdan 14 saat sonra Başbağlar Köyü'ne gelmesi, katliamda şehit olanların otopsisinin dahi yapılmaması, iş makinelerinin evleri delil bırakmamak için dozerle dümdüz etmesi, olay yerinde bulunan 585 boş kovana balistik inceleme yapılmaması, mahkemenin teşhislerin usulsüz yapıldığını iddia ederek tetikçileri serbest bırakması eleştiriliyor...
Erzincan Kemaliye'ye bağlı Başbağlar Köyü'nde yaşanan katliamın 27. yıldönümü… Madımak katliamından üç gün sonra Başbağlar Köyü'nde 28 kişi kurşuna dizildi, evlerinde bulunan Nazife Baltacı ve 13 yaşındaki oğlu İbrahim Baltacı ile Nurettin Aydın, Şakir Aydınlı ve Süleyman Orhan de yakılarak katledildi.
 
BAŞBAĞLAR KATLİAMININ KRONOLOJİSİ:
5 Temmuz 1993 - Saat 20:00 Teröristler; Başbağlar Camii'nde akşam namazı kılan ve silah zoruyla evden getirilen 30 erkeği köyün çıkışına götürdü. Kadın ve çocuklar da köyün başlangıcında bulunan Övçe Deresi'ne götürüldü.
5 Temmuz 1993- Saat 20:45 Teröristler evleri yakmaya başladı. Bu esnada Başbağlar Camii ve Başbağlar İlkokulu da yakıldı. Evde bulunan Nazife Baltacı ve 13 yaşındaki oğlu İbrahim Baltacı ile Nurettin Aydın, Şakir Aydınlı ve Süleyman Orhan yanarak şehit oldu.
5 Temmuz 1993- Saat 20:48 Teröristler tek sıra dizdikleri erkekleri taramaya başladı, 30 kişiden 27'si şehid edildi, üç kişi yaralı kurtuldu.
5 Temmuz 1993- Saat 20:50 Teröristler yaktıkları minibüsün içine girmek istemeyen Hasan Sandıkçı'yı da kurşunlayarak şehid etti.
5 Temmuz 1993- Saat 22:00 Yukarı Umutlu Köyü imamı Mahmut Fidan, yangın sırasında yükselen dumanları ve evlerde patlayan tüpleri seslerini haber vermek için Başpınar Köyü Jandarma Karakol Komutanlığı'nı aradı. Başpınar Köyü Jandarma Karakol Komutanı Başçavuş Nafiz Canbaz telefona dahi bakmadı.
6 Temmuz 1993- Saat 10:10 Devlet yetkilileri, katliamdan 14 saat sonra Başbağlar Köyü'ne geldi, olay yeri incelemesini savcı yerine asker yaptı!
6 Temmuz 1993- Saat 14:00 Şehitlerimiz, Köy Hizmetleri'ne ait iki kamyon ve bir pikap içerisine üst üste atılarak 30 kilometre uzaklıkta bulunan Başpınar'a götürüldü ve defnedildi.
 
YAPILAN İHMALLER NELERDİ?
- Jandarma telefonla aranmasına rağmen olaydan 14 saat sonra sabah 10.10'da köye gitti.
- Katliamda ölenlerin otopsisi dahi yapılmadı.
- İş makineleri evleri delil bırakmamak için dozerle dümdüz etti.
- 210 hanenin 191'i yandı. Olay yerinde 585 boş kovan bulundu, kovanlara balistik incelemesi yapılmadı.
- Nazife Baltacı ve 13 yaşındaki oğlu İbrahim Baltacı, Nurettin Aydın, Şakir Aydınlı ve Süleyman Orhan naaşlarına ulaşılmadı.
- Başpınar Köyü Jandarma Karakol Komutanı Başçavuş Nafiz Canbaz'ın, köylülere kaleşnikof silah teklif ettiği tespit edildi. Başbağlar köylülerinin silahları tutanakla almak istemesi üzerine silahların verilmesinden vazgeçildi. Söz konusu olay ört-bas edildi.
- Başbağlar katliamından sonra gözaltına alınan Gürsel Aktaş, Hasan Boztaş, Ali İhsan Akgül, Cahit Aktaş, Aleattin Boztaş, Kenan Uludağ, Hayri Uludağ, Erdal Karakoç, Şahin Karakoç, Aziz Bozoğlu'nun da bulunduğu 14 sanık suçlarını itiraf etti. Erzincan Devlet Güvenlik Mahkemesi, teşhislerin usulsüz yapıldığını iddia ederek tetikçileri serbest bıraktı.
- İtirafçı olan iki kişi PKK terör örgütüne yardım ve yataklık suçunu işlediği gerekçesiyle ceza aldı. Başbağlar davasında ise, ceza alan tek sanık olmadı.
 

Başbağlar Katliamı'na herkes sessiz kaldı!

Sivas katliamından 3 gün sonra 5 Temmuz 1993 tarihinde 33 kişinin katledildiği Başbağlar Köyü'nün Dernek Başkanı Mehmet Ali Dikkaya "33 kişi katledildi. Tek bir insan ceza almadı. Bu Ülkenin solcusu, aydını, entelektüeli, hayvanseveri, doğa severi, çevrecisi, tarihçisi, sanatçısı, İnsan hakları savunucuları dahil olmak üzere hepsi sessiz kaldı" dedi.
 
SANIK TİKKO'CU GÜRSEL AKTAŞ İFADESİNDE, YAŞANAN OLAYLARI ŞÖYLE ANLATIYOR!..
 
SANIK GÜRSEL AKTAŞ: "ONLAR KÖYÜN ERKEKLERİNİ TOPLAYIP KURŞUNA DİZDİLER. BİZ DE BENZİNLİ FİTİLLERLE KÖYDEKİ EVLERİ ATEŞE VERDİK"
Başbağlar katliamından 6 gün sonra ifadesi alınan sanık Gürsel Aktaş, "Ben TİKKO sempatizanıyım. 5 Temmuz gecesi Başbağlar'da iki PKK grubuyla birlikte eyleme katıldık. Onlar köyün erkeklerini toplayıp kurşuna dizdiler. Biz de benzinli fitillerle köydeki evleri ateşe verdik" dedi.
Gazeteci Murat Alan; Akit Gazetesi'nde Gürsel Aktaş'ın, 11 Temmuz 1993 tarihinde alınan ifade tutanağını yayınlamıştı. Aktaş ifadesinde; PKK'lılarla toplantı yaptıklarını, örgütün Sivas olaylarının intikamının alınacağı iddiasıyla kendilerine görev verdiğini açıkladı.
Aktaş, PKK tarafından kurulmuş sözde köy meclisine seçildiğini belirterek, "Ben 1993 yılına kadar TKPM/L (TİKKO) örgütünün görüşlerini sempatizan olarak benimsemekteydim. 1993 yılının yaz aylarında köyümüze PKK mensubu gruplar gelmeye başladı. Silahlı grup bir süre sonra köyümüze tekrar geldi. İlkokulun bahçesinde tüm köyün erkeklerini topladılar. Tekmil çekildikten sonra Delil kod grup liderine dönerek, 'Köylü toplantı için hazırdır komutanım' dedi. Bu lider bize dönerek, 'Bu Sivas'ta yapılan katliam Kürt halkımıza yapılmıştır. Artık olay Alevi-Sünni, Kürt-Türk sorunu haline gelmiştir. Faşist T.C. bizim halkımızı sindirmeye çalışıyor. Ama bizim halkımız sahipsiz değil. Bizim 40 bin militanımız var, sizler de bizi destekleyeceksiniz, biz öldürülen yoldaşlarımızın kanını yerde koymayacağız. Biz de Başbağlar köyünde misilleme yapacağız' dedi."
 
"30 TERÖRİSTLE ZÜLÜFYURDU ORMANINDA BULUŞTUK"
Gürsel Aktaş, kendisi dahil yedi kişinin köyden seçildiğini, bir başka köyden seçilenlerle birlikte eyleme katıldıklarını ifade ederek, "Ben, Hasan Boztaş, Kerem Elmas, Kenan Bozoğlu, Aziz Bozoğlu, Ali Akgül, Alaatin Boztaş. Daha sonra biz 7 kişi gönüllü bu eyleme katılacağımızı belirttik. Daha sonra Hasan Boztaş'ı bizden yani köylü gruptan biraz uzağa çağırdılar. Ona Koçkozluca Köyü'ne götürmek üzere bir not verdiler. Boztaş aynı akşam Koçkozluca köyüne gitti. Grup lideri tüm köylünün yanında bu eyleme Koçkozluca köyünden Metin Bozoğlu, Şahin Koç, Erdal Karakoç, Hayri Uludağ, Ağa Uludağ, Nihat Uludağ isimli şahısların da katılacağını söyledi. Hasan Boztaş Koçkozluca köyünden 5 Temmuz sabahı döndü. Yedi kişi Zülüfyurdu ormanına doğru hareket ettik. Burada toplam 30 kişi kadar olan silahlı grupla buluştuk" dedi.
 
"BAŞBAĞLAR'IN YAKININDAKİ MEŞELİKTE PUSUYA YATILDI"
Aktaş, Koçkozluca köyünden eyleme katılmak üzere gelen örgüt üyelerini ormanlık alanda bir süre beklediklerini, saat 17.00'de Başbağlar katliamını gerçekleştirmek üzere ormandan ayrılıp yola çıktıklarını anlattı.
Aktaş, Saat: 20.00'de Başbağlar'ın kuzeyinde bulunan köyü net bir şekilde gören meşelikte pusuya yattıklarını belirterek, şunları söyledi: "Grup lideri bizi topladı ve 'Siz 7 kişi bizle birlikte geleceksiniz, diğer köylüler de başka bir militan grubuyla gelecek' dedi. Biz aynı gün saat 17.00'de Zülüfyurdu ormanından yola çıktık. Silahlı grubun yarısı önümüzde, yarısı arkamızda aralarda 20-30 metre mesafe olacak şekilde yürüyorduk. Deveboynu sırtlarını takip ederek Başbağlar Köyü'nün kuzeyinde bulunan ormanlık alana köyü görecek bir yere saat 20.00 sıralarında gelip yerleştik."
 
"ERKEKLERİ ÖLDÜRECEĞİZ, SİZ DE EVLERİ YAKACAKSINIZ"
Aktaş; 'Delil' kod adlı teröristin iki farklı kol halinde ilerleyip pusuya yatan teröristlere telsizle direktif verdiğini belirterek, eylemin son talimatlarının burada verildiğini söyledi. Gürsel Aktaş, "Burada biraz bekledik. Delil Kod elinde buluna telsizle bir çağrı yaptı. Diğer gruba 'Siz köyün girişi çıkışını tutabilecek bir alana yerleşin, önce telefon hattını kesip evlerde bulunan şahısları toplayın, kadın ve çocuklara dokunmayın, burada bulunan erkekleri köyün çıkışına getirin, sonra da evleri yakın' dedi. Zülüfyurdu ormanında bize 'Erkekleri toplayıp öldüreceğiz, sizler de evlerin yakılmasına yardım edeceksiniz' diye görev vermişlerdi" dedi.
 
ERKEKLERİN DİRENMEMESİ İÇİN "KONUŞMA YAPIP GİDECEĞİZ" DENİLDİ
Aktaş, Başbağlar köyünün aşağısında bulunan diğer grubun telefon hattını kestikten sonra işaret vermek için iki üç el ateş ettiğini ve eylemin bu şekilde başladığını belirterek, şunları söyledi:
"Biz de köyün yukarı mahallesine doğru indik. Bizim yanımızda 10 kadar silahlı militan kaldı. Diğer 20 kişi ise köye indi. Ben kadınlar ve çocukları nerede topladıklarını görmedim. Ama ağlaşma ve bağrışma seslerini duyuyordum. Köyde bulunan bütün erkekleri köyün çıkışına doğru götürdüler. Bu erkekleri götürürken direniş ile karşılaşmamak için onlara 'Şurada köyün çıkışında bir konuşma yapıp gideceğiz' dediler. Bu yüzden köydeki hiçbir erkek direnişte bulunmadı."
 
ATEŞ SERBEST SESİYLE ÇIĞLIKLAR YÜKSELDİ
"Onları köyün çıkışında bir yere topladılar. Ben karanlıktan dolayı göremiyordum ama konuşma seslerini duyabiliyordum. Kod ismini bilmediğim grup lideri erkeklerle konuşuyordu. 'Burası Kürdistan toprakları, sizleri bu topraklardan kovacağız. Dinciler Sivas'ta bizim halkımızı kırdılar, katliam yaptılar. Biz de bu olayın kanını yerde bırakmayacağız' dedi. Az sonra ise 'Ateş serbest' diye bir ses duydum, yoğun bir ateş başladı."
Aktaş, köyün erkeklerinin uzun namlulu silahlarla kurşuna dizilmesinden sonra kendi grubunun da harekete geçtiğini,, daha önce kendilerine anlatıldığı gibi benzine bulanmış fitilleri evlerden içeriye atmaya başladıklarını söyledi.
Gürsel Aktaş, "Aynı anda bizim yanımızda bulunan 10 kişi kadar grupla birlikte köye indik. Benzin bidonları ile kalın yuvarlak yassı yağlı fitiller getirmiştik. Silahlı militanlar bize bu fitilleri dağıttı. Bu fitilleri benzine batırdık. Bana toplam 9 tane kadar fitil verdiler. Ben bu fitilleri evlerin pencerelerinden ileri, samanlık bölümlerine veya camları kırmak suretiyle ev içlerine attım. Ama bir tanesini yakamadan boşluğa attım. Köyün her tarafından ateş yükselmeye başladı. Grup hatırlayamadığım marşlar söylüyordu. Tüm köy alevler içinde yanıyordu" dedi.
 
"30 KADAR TC VATANDAŞINI CEZALANDIRDIK"
Aktaş, eylemin iki grup liderinin havaya ateş açmasıyla sonlandığını ve köyü terk ettiklerini ifade etti. Aktaş, şunları söyledi:
"Önce bizim bulunduğumuz grup lideri havaya iki üç defa ateş etti. Arkasından aşağıda bulunan gruptan iki üç el ateş edildi. Bunun üzerine 'Eylem bitti çekiliyoruz' dediler.
Köyden Karataş'a doğru yamaçlardan uzaklaştık. Biz yine grubun orta kısmında gidiyorduk arkadaki grubu göremiyorduk. Zannedersem onlar başka bir istikamete gitti. İsmini yazdırdığım diğer milisleri göremedim ama onların da eyleme katıldığını kesin olarak biliyorum. Bizim grup Kendirlik ormanına geldi. Eylem 5 Temmuz 1993 günü saat 20.00-20.30 sıralarında başladı saat 22.00 sıralarında sona erdi. Olaydan sonra 1 buçuk saat yürümek suretiyle Kendirlik ormanına geldik. Burada grubun lideri bizi toplayıp eylem hakkında konuşma yaptı. '30 kadar T.C. vatandaşını cezalandırdık' şeklinde konuştu. Daha sonra grup bizden ayrıldı, biz de 7 kişi köye gittik. 30 kadar masum vatandaşın öldürülmesi, tüm köyün yakılması olayına katıldığımdan dolayı vicdan azabı çekiyorum. Pişmanım, bizi kandırıp bu olaylara karıştıran militanların yakalanarak cezalandırılmasını istiyorum."
 
Haber: Sabah/Kenan Kıran
 
 

Bu haber 1673 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum