YERLİ İHA YAPIMI NEDEN GECİKTİ?

Yazar İsmet Berkant, Hürriyet'te yazdığı çok önemli bir konuyu gündeme taşırken, ''Yerli İHA'nın ibretlik hikayesini çok kişi bilmez, ama “ben Türküm“ diyen herkesin bilmesi gerekir. Bu ve benzeri hikayeleri bilmeyenler bu ülkede neler döndüğünü de bilmez'' dedi...

YERLİ İHA YAPIMI NEDEN GECİKTİ?

Yazar İsmet Berkant, Hürriyet'te yazdığı çok önemli bir konuyu gündeme taşırken, ''Yerli İHA'nın ibretlik hikayesini çok kişi bilmez, ama “ben Türküm“ diyen herkesin bilmesi gerekir. Bu ve benzeri hikayeleri bilmeyenler bu ülkede neler döndüğünü de bilmez'' dedi...

YERLİ İHA YAPIMI NEDEN GECİKTİ?
Editor: admin
20 Nisan 2020 - 01:50

“SELÇUK BAYRAKTAR’IN ÖNEMLİ BULUŞU’’
Özdemir Bey ve üç oğlu, Baykar isimli bir şirketin sahipleriydiler. En küçük kardeş, bugün Tayyip Erdoğan’a damat olduğu için ünlü de olan Selçuk Bayraktar henüz Amerika’da, meşhur MIT’de doktorasını yapmaktaydı.
Özdemir Bey, “Aslında tezini de yazdı ama teslim etmiyor, bir süre daha da etmeyecek” dedi. Sebebi, Selçuk Bayraktar’ın o teze konu ettiği ve kendi geliştirdiği özel haberleşme algoritmalarıydı. Tez yayınlansa algoritmayı herkes öğrenecekti.
Şirket, uzun yıllardır TSK’ya çeşitli insansız hava araçları üretmeye çalışıyordu ve son olarak Savunma Sanayi Müsteşarlığı’nın düzenlediği ihaleye girmişler, hatta finale kalıp Sinop’ta test uçuşları yapmışlardı. Sinop’ta yarıştıkları öteki yerli firmanın uçağı başarılı olamamış ama Baykar’ın hava aracı ihalede öngörülen bütün şartları yerine getirmişti. Fakat buna rağmen ihale Baykar’a değil test uçuşunda başarılı olamayan rakibine verilecekti.
 
HEP YERLİ VE MİLLİ KALMAK İSTEDİ
Oysa Özdemir Bayraktar, Tayyip Erdoğan’a ‘Tayyip’ diye hitap edecek kadar yakın biriydi, nitekim Erdoğan da ona ‘Ağabey’ diyordu. Geçirdiği çok ağır bir acil aort ameliyatında yoğun bakımda uyandığında ilk gördüğü yüz Tayyip Erdoğan’ın yüzü olmuştu örneğin. Dünür olmazdan önce de o denli yakınlardı anlayacağınız.
Bu kadar hakkıyla kazandığı bir ihaleyi, bu kadar yakın olduğu birinin başbakanlığı döneminde alamamasına çok içerlemişti. Ama yılmak, vazgeçmek gibi bir niyeti yoktu, çünkü kendi üretiminin sadece Türkiye’nin değil mesela İsrail’in de önünde olduğunu biliyordu.
Nitekim Heron’ları üretip Türkiye’ye satan İsrail şirketi Baykar’a ortak olmak istemiş, Özdemir Bey hisse satmamıştı. Onu Sinop’ta geride kalan rakibi izledi, onlar bu sefer stratejik ortak olarak Baykar’a katılmak istediler, onlara da hisse satmadı Bayraktar. (İsrail şirketiyle ihalenin verildiği yerli şirket arasında bir dönem ortaklık görüşmeleri vardı ama sonucunu bilmiyorum.) Bu ortak olma taleplerinin tek sebebi Baykar’ın sahip olduğu üstün teknolojiydi. Onlar Özdemir Bayraktar ve oğullarını değil, onların yarattığı teknolojiyi istiyorlardı. Özdemir Bey bu yüzden satmıyordu şirketini. ‘Yerli ve milli’ kalmak için, yönetimi teslim etmemek için.
 
DEVLET AKILLI OLSA SERMAYE KOYARDI
Oysa sermayeye ihtiyacı vardı; İkitelli’de bir atölyede yapıyordu üretimini ve eğer devlete bu çapta İHA satacaksa büyümesi lazımdı.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti akıllı bir devlet olsa, Amerika’da DARPA fonlarının yaptığını yapar, Bayraktar’dan 5-10 yıllık büyüme ve yönetim stratejisi ister, bunu gördükten sonra da şirkete ortak olur, yani sermaye koyardı. Baykar bir Amerikan şirketi olsa şu anda belki 10 milyar doları aşkın borsa değerinden söz edilen bir şirketti. (Sonradan Baykar, yerli Kale Grubu ile ortaklık kurdu, yani Kale Grubu’na bir miktar hisse sattı, sermaye takviyesi aldı.)
Ama burası Türkiye, sistem başarılıları paçasından aşağı doğru çeker. Bizim devletimiz ve sermaye sistemimiz, bu denli kritik bir teknolojiyi geliştiren şirketini bile öksüz çocuk gibi sokakta bırakır, kendi kendine ayakta kalıp kalmayacağına bakar.
Neyse ki, (bana göre Özdemir Bayraktar’ın inançlı inatçılığı ve çocuklarının olağanüstü parlaklığı sayesinde) Baykar ayakta kaldı ve üretmeye devam etti.
Bugün devletinki dahil diğer hiçbir yerli İHA projesi henüz test aşamasını geçemediği halde onların İHA’ları aylardır göklerde hizmet veriyor. Hatta artık silahlı da uçuyor. İşte en son Çukurca’da muharebeye de katıldı. Böylece Türkiye silahlı insansız hava aracı üretebilen dünyadaki sayılı ülkeden biri oldu.
Bana soracak olursanız Baykar devlete rağmen, Türkiye’ye rağmen başarılı oldu, umarım bundan sonra başka engeller çıkarılmaz önlerine.
 
İHA’YI İHA YAPAN NEDİR?
Ben çocukken büyüdüğüm mahallenin kıyısındaki açık alanlara hafta sonları birileri gelir, uzaktan kumandalı maket uçaklar uçururlardı. Benzinli motorları olan ve kocaman aletlerle kumanda edilen uçaklardı bunlar.
işte ‘insansız hava aracı’ veya İngilizcede ‘drone’ adı verilen hava araçlarının özü bu sportif/hobi amaçlı minik uçaklar. Tabii, askeri seviyede İHA bu minik araçlara göre çok daha karmaşık.
Bir İHA’yı İHA yapan pek çok faktör var: Uçuş menzili, uçuş yüksekliği, havada kalma süresi, sessizliği vs başta geliyor.
Ama uzaktan yönetilen İHA’nın uçuş ve haberleşme sistemlerinin güvenilirliği belki en önemli faktör. Öyle ya, sizin İHA’nızı bir hacker ele geçirebilir, İHA’dan akan görüntü ve bilgiyi hacker’lar izleyebilir vs. Bunları engellemeniz lazım.
Ve bir üçüncü faktör, İHA’nızın taşıdıkları. Kamera sistemleri, kızılötesi ve belki diğer (röntgen dahil) dalga boylarında görebilen kameralar, o kameraların görüntü çözünürlüğü, o görüntüleri yere aktaran haberleşme sistemleri ve son olarak İHA’nın silah yükü taşıyıp taşıyamayacağı.
Bugün Türkiye kendi İHA’sını yapan az sayıda ülkeden biriyse, bunda Bayraktar ailesinin katkısı çok büyük. Ama hakkını yemeyelim, Türkiye’de yerli sermaye ve bilim dünyasına bu hedefi gösterip ısrarla takip edip talepkâr olan TSK ve hükümetin payı herkesten büyük.
Bugün Baykar’ın İHA’larının fiyatı sorgulanıyor. Doğrudur, demokratik ülkelerde üzerinde gizlilik bile olsa bu çeşit bütçe harcamaları kamuoyu tarafından bilinir ve bilinmelidir.
Ama bence Baykar’ın İHA’larının fiyatı pahalı bile olsa böylesine stratejik bir alanda geliştirilen yerli teknolojinin alınması ve kullanılması daha doğru bir karar.
Yakında, bir nevi resmi proje olan ANKA da tamamlanıp göreve başladığında Türkiye insansız hava araçları konusunda dünya çapında özel bir örneğe dönüşecek.
Burada biriken bilgi ve tecrübe ülkemize ileride çok farklı alanlarda çok farklı kazançlar sağlayacak.”
Nasıl  hikaye  ama .
Bu  hikayeyi  yüzeyinden  okuyup ,  vah  vah  ,  böyle de  olmaz  ki    demek  yerine    çok  önemli  dersler  çıkarmamız  gerekir .
İhale  test  uçuşlarındaki  bütün  şartları  yerine  getiren  ve  başarılı  olan  Baykar a  değil ,  başarısız  olan  firmaya  veriliyor .  Şaşırtıcı  mı ?  Hiç de  değil .  Çünkü  Baykar a  verilirse  İHA  ları  yapacak.
Yapamayacak  olana  ver ki  Türkiye  daha  uzun  bir  süre  IHA  yapamasın .  Diğer  birçok  önemli
projeyi de  aynen  böyle  yapmadılar mı ? Bir  ülkenin  gelişmesini  ilerlemesini  istemezsen  işleri  yapacak  olana  değil  yapmayacak/yapamayacak  olana  verirsin .
 Bu  hikayede  ülkemizde  hala  önemli  yerlerde  yuvalanmış  üst  akılcıların  rolü  yok mu  ? Fetocular  değil ,  üst  akıl  ,  üst  akıl .  Hangi  üst  akılcılar  mı ?  hala  anlamadık mı ?  o  zaman  daha  açık  söyleyelim  ,  devletimizi  yıkan  ,    geriye  kalanı  satan ,  dilimizi  kesen  ,  dinimizi  yasaklayan ,
Bu  ülkeyi  bir  müstemleke ,  bir  sömürge  olarak  gören  o  üst akılcılar  . Nuri Killigil Paşayı  havaya  uçuran  üst akılcılar  . Lütfen  biraz  IQ  muzu  kullanalım .  Efendim  siz  hala  orada  mısınız ,  onlar  artık  temizlendi  mi  diyoruz ?  Onlar  sporlu  bakteriler  ,  virüsler  gibi  kolay  temizlenmez .  renk  değiştirir , mutasyon geçirir ,  ortama  uyar  ,  uygun  zaman  ve  zeminde  ortaya  çıkar ,  ve  asla  mikropluktan  vazgeçmezler  .  Yerli  İHA  değil  ama  Heronlar  öyle  mi  ?  bu  size  bir  ipucu  vermiyor  mu ?  Tek  çare  bunları  tek  tek  bulup  ,  ortaya  çıkarıp , yumurtalarıyla  birlikte  yok  etmektir .
Doğru  ilaçları  kullanıp  Bünyenizdeki  mikropları  temizlemezseniz  hastalık  kaçınılmaz  olur .
Milletlere  ,  hatta  insanlığa  da  musallat  olan  mikroplar  vardır. Yeryüzündeki  bütün  hastalıklara  mikroplar  neden  olur . Mikropları  bulup  yok  etmek  zorundasınız  .
Bu  hikaye  bile  tek  başına  bu  ülkedeki  sanayinin  ve  özellikle  savunma  sanayinin  uzun  yıllar    kimler  tarafından  baltalandığını ,  neden    hala  çip ,  entegre  devre  v.b  yapılamadığını  , vasıflı  çelik  üretilemediğini ,  acınacak  derecede  dışa  bağımlı  olduğunu ,  bizim  çeyreğimiz  kadar  olmayan  ülkelerde  bu  konuda  dev  tesisler  ve  şirketler  kurulmuşken  80  milyon  nüfusu ,  200  üniversitesi (!)  olan  bu  ülkenin  hala  köprü , yol  v.s  inşaatlarında    kamyonlarla    taş  toprak  taşır  bir  durumda  olduğunu , köprünün  çelik  halatlarını  yapamadığını  ,    neden  hayatını  yerli  sanayii  kurmaya  adayan  rahmetli Erbakan ' ın  alaşağı  edildiğini    anlatmaya  yeter .
Yerli  İHA  pahalı  öyle  mi ? Yurtdışından  alınan  ve  yüzlerce  mehmetciğin  ölümüne  sebep  olan  İHA lar    daha  mı  ucuz  ?
Yerli  teknoloji  ve  silah  üreten  firmayla  pazarlık  eden  devlet  memuru  (!)  vatan  hainidir.
Uzun  yıllardır  yönetimde  olduğu  halde  hala  yerli  üreticiyi  yabancı  büyük  firmalara  ,  düşmanlara  çıraklık  yaptıran  ve    ezdirenleri  de  Allah (CC)  bildiği  gibi  yapsın .
Bu  hikayedeki    ana  fikir  ve  sonuç ;  Bu  iyi niyetli ,ülkesini  seven devşirme  olmayan  insanlar  her  türlü  fedakarlıkla  bu  önemli  teknolojiyi  geliştirdi  ve  Devlet ,  evet  devlet  ,  tembel    , vurdumduymaz ve menfaatperest  sözde  müslümanların  yönetimindeki  devlet ,  onları  övey  evlat ,  öksüz  çocuk  gibi  sokakta  bıraktı  . Adamlara  suikast  yapıp  yeğenlerini  bile  öldürdüler, devlet Katilleri  bile  bulamadı .
 
Yöneticilerin  kendilerini  ve  öz  evlatlarını  beslemekten  onlara  sıra  gelmedi...
Şu  anda  da  durum  pek  farklı  değil .  Tok  açın  halinden  anlamadığı  gibi ,  çalışmayan da  çalışanın  halinden  anlamaz .
Bu  hikayeden  çıkarılacak  en  önemli  ders  belki  de  Devlet =  Erdoğan  değildir.
Türkiyede  devlet  nedir ?  diye  sormamız  lazım .  Devlet  koskocaman  ,  idaresi  çok  zor  ,  kanunları  ve  mevzuatı  ithal  ve  uyumsuz  ,  gereğinden  çok  fazla  elemanı  ( memuru )  hayır  kurumu  gibi  besleyen ,  Birçok  kurumu  enfekte  ,  sağlıksız  ve  verimsiz  ,  ehliyetsizlerin  köşe  başlarına  yerleştiği  ,  çok  sayıda  yetersiz  elemanın  bakteriler  gibi  beslenmek  için  kapağı  attığı ,  Başı  kuyruğundan  habersiz ,  zaten  yanlış  kurulmuş  olan  kurumları  ve    mevzuatı  çağdışı ,  eskimiş , hurda  olmuş  ,  çürümüş ,  mikropların  yerleşmesine  elverişli , birçok  kurumu  ilaçla  tedavi  aşamasını  geçip  ameliyatlık  hale  gelmiş  olan  karmakarışık  bir  sistemdir . 
 
Erbakan  ne  yapsın ?  Erdoğan  ne  yapsın?
Tevekkeli  üst akılcılar  ve  onların  maşası  Feto  bu  ülkeyi    gözüne  kestirdi  ve  ele  geçirmeye  kalkıştı.  Sadece  Allah (CC)  ın  müdahele  edeceğini  hesaplayamadılar  .
Bu  millet    aklını  başına  toplamadıkça ,  aslına , özüne ,  İslam  ahlakına  dönmedikçe  ne  Erbakan  ne  Erdoğan  bir  şey  yapabilir .  Biz  ancak  ve  ancak    hep  birlikte  Allah(CC)  ın  kopmaz    ipine  sımsıkı  sarılarak  kurtulabiliriz .  Yoksa  her  kurumun  başına  bir  evliya  koysanız  yine de  fayda  etmez.  Bu  zafiyetimiz  daha  çok  kimselerin  iştihasını  kabartır .
Allahın  (CC)  koyduğu  doğa  kanunları  vardır .  Bunlar  çok  güçlü  ve  değişmez  kanunlardır . Bunların  belki de  en  önemlisi ;  dış  etkenlerle  (  zehir , radyasyon . kimyasal  v.b )  genetik  yapısı  değişen ,  mutasyona  uğramış  canlılar  neslini  sürdüremez  ,  yok  olurlar .  Bu  gerçek  aslında  evrim  teorisini  çürüten  en  önemli  delillerden  birisidir.  Cenab – ı  Hak  böylece  yeryüzündeki  canlıların  sağlıklı  olmalarını  ve    yaratılıştaki  mükemmel    kıvamını  korumasını    murat  etmiştir.  Milletlerin de  genleriyle  oynar  ,  inancını  ,  ahlakını  bozarsanız    hemen  değilse  bile  bir  süre  sonra    yok  olma  tehlikesiyle  Karşı  karşıya  kalırlar  .
Allah ( CC )  yöneticilerimize akıl fikir, tarih şuuru, basiret ve feraset versin...
 
 

Bu haber 1618 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum